Unutmaya çalıştıklarımız, asla unutamayacaklarımızdır!

Bilişim çağındayız. ?Ajans? dinlemek için saat başlarında radyonun düğmeleriyle oynamıyoruz artık. Sayısız süreli yayınlar, televizyon-radyo kanalları, internet, SMS… kanallarıyla son haberler sürekli ?bize doğru? akmakta ve en çarpıcı haberlerin yarattığı anlık şaşkınlıkları, arkamızdaki çöplükte bırakıverip  yolumuza devam ediyoruz.

Kızılderili öğretisindeki gibi, bir an durup baksak, ruhumuzun bedenimize yetişmesini beklerken; bunlar gerçek mi diye düşünsek, çrvremizde giderek yükselen, kalınlaşan duvarları görür müyüz?

Oya Baydar düşünmüş ve hepimizin tanık olduğu olayları sıcağı sıcağına, hala yaşanmaktayken, ?unutmadan? günlüğe kaydedercesine yazmış. Roman, hayali bir ülkede, hayali zamanlarda geçiyor. Okurlara tanıdık gelecek bu ülkede, çöplüklerde, boş arazilerde gömülüp bırakılmış bombalar, mermiler bulunmaya başlar. Bir yazar, bu konuyla ilgili bir roman yazmaya koyulur. Üç maymunun bir insan ettiği bir toplumda politika, bilim, militer, sivil çerçevedeki insanı, etliye sütlüye dokunarak anlatıyor Baydar.

Bir söyleşisinde, Çöplüğün Generali’ni bir farkındalık yaratması için kaleme aldığını, diğer romanlarının aksine edebi dili çok da önemsemediğini, bunun vereceği mesajın önüne geçmesini istemediğini anlatan Baydar, roman karakterlerinin bir adının olmayışını da karakterlerin hatıralarda kalmasından ziyade olayların akılda kalmasını istemesine bağlıyor.
Bu detaylar, Nobel ödüllü Portekizli yazar Saramago?nun Körlük romanını çağrıştırmakta. Saramago?nun metafor olarak kullandığı ?Körlük?ün yerini burada toplumsal amnezi alıyor.

Toplumsal hafızayı şekillendiren unsurlar, genel olarak eğitim, iletişim araçları ve sanat dallarıdır. Hafızai beşer nisyan ile malüldür sözüne inat, romanda toplumsal amnezi bir virüsle gerçekleştiriliyor. Ancak asıl üstünde durulan bu fantazinin mümkün olup olmadığı değil, bunun gerçekleşmesinin kimlerin işine yarayacağı sorusu? İnsanların unutması, ya da hatırlaması en çok kimin işine gelir ya da kimlerin düzenini bozar?

Toplumsal unutkanlık/inkar hastalığı yüzünden -ne yazık ki- gerçek olaylar, kurgudan daha aşırı, daha az inandırıcı geliyor insanlara. Sahte huzur ve güvenlik uğruna soru sorma hakkından vazgeçmiş, mezarlıktan geçerken ıslık çalarcasına, gerçeklerle yüzleşmek yerine, pompalanmış gündemlere odaklanan, bağları gevşek bir topluma dönmekteyiz.

Neyse ki, Dünya Kitap Dergisinin 2009  yılının Telif Kitabı ödülünü kazanan bu eser sadece  kurmaca. Benim asıl merak ettiğim, Behlül Bihter’e duygularını açıklayacak mı, bu aşk yeniden alevlenecek mi? Bihter elbiselerini nereden alıyor?

Çöplüğün Generali

Oya Baydar

Can Yayınları