Çıplak ve Yalnız, Hamdi Koç’un 2013 yılında yayınlanan ve yayınlandığı andan itibaren büyük ilgiyle ve beğeniyle karşılanan son romanı. 2013 Dünya Kitap Telif Ödülü’nü, 2014 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazandı. Yazar, romanını Gezi Parkı Olayları’nda öldürülen genç insanlara adamış.
Roman, Ankara’da memur hayatı yaşayan, kendinden yaşça hayli büyük bir tiyatro sanatçısıyla evli olan Mesut Akarsu’nun evine telefon bağlattığı gün amcasının ölümünü haber almasıyla başlıyor. Bu kadar sıradan bir hayat içinde hayal mi gerçek mi anlayamazken, evin tam önünde kendisini bekleyen bir araba ve bir kişi buluyor ve yolculuk başlıyor.
Bu öyle bir yolculuk ki, geçmişi, ailesi, akrabaları hakkında çok fazla fikri olmayan Mesut, cenaze için memlekete dönerken aynı zamanda kendisini almaya gelen ve daha sonra en yakın adamı olacak Allahşükür’ün (Şükrü) kendisine verdiği bilgilerle geçmişe doğru da yol almaya başlıyor. Ve bu yolculuk esnasında başlayan sorular romanın son sayfasına kadar cevaplanmayı bekliyor.
Gerçekten amcası öldürülmüş müdür? Mesut kimin çocuğudur? Gölevi’nde bulunan kemikler gerçekten katledilen köydeki insanlara mı aittir? Bu sorular romanı taşıyan, ağır basan sorular. Bunların yanında Mesut’un kadınlara olan zaafı ve yaşadığı aşklar, daha önce sıradan bir memur olan Mesut’un patronluğa, varisliğe alışma süreci, ticaret-siyaset, yöneten-yönetilen ilişkisi alt unsurlar olarak romanı şekillendiriyor. Romanın arka planında ise 60’lı yılların Türkiyesi işleniyor.
Yazar Hamdi Koç’un da verdiği bir röportajda dediği gibi, Mesut kendini gizlemiyor, okuyucuyu aldatmıyor, olduğu gibi, bütün açıklığıyla aktarıyor her şeyi. Kısa, etkili cümlelerle okuyucuyu sürüklüyor. Dili duru ve akıcı. Merak unsuru sürekli ön planda. Yazar, yer yer okuyucuya seslenerek okuru da romana dahil ediyor. Bu özelliği bakımından Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar romanındaki ”Ben buradayım okuyucum, ya sen neredesin?” cümlesiyle benzeşiyor. Kimi yerlerde de metnin günümüze yakın bir tarihte yazıldığı izlenimi okura veriliyor, yani ”hatırlanan zaman” unsuru okura hissettiriliyor (Proust etkisi). Romanda bulunan mistik ve olağanüstü durumlar olayların çözümüne kaynaklık ettiği ve insandan bağımsız durumlar olmadığı için okuru sıkmıyor ve romanın içinde konudan kopuk durmuyor. Psikolojik açıdan bakıldığında, 1-2 sene zarfında geçen romanda Mesut’un rolleri ve çözmeye çalıştığı olaylar ekseninde ruhsal durumu da farklılık gösteriyor. Öyle ki ailesini hiç sevmemiş ve affedememiş bir çocuk olarak, memlekete döner dönmez ailenin tek varisi olarak, âşık ve tutkulu bir adam olarak, memurluktan sonra patron olarak ve en son evlat Mesut olarak birçok rolde ve psikolojide karşımıza çıkıyor.
Son zamanlarda okuduğum Türk Romanları arasında ayrı bir yerde olduğunu söylemek isterim. Merak unsurunun son sayfaya kadar sürmesi, karakterin gerçekten samimi ve içten olması, dil ve üslubun akıcı, duru olması beni romana bağlayan temel unsurlar. 600 sayfalık bir roman ancak bu kadar akıcı olabilirdi. Bağlayıcı ve bir o kadar da etkileyici bir roman okumak isteyen herkese öneririm.

Çıplak ve Yalnız

Hamdi Koç

Doğan Kitap