Neyzen’in hikâyesini okuyunca aklıma Yunus Emre’nin şu dizeleri geldi:
Bir garip ölmüş diyeler / Üç günden sonra duyalar / Soğuk su ile yuyalar / Şöyle garip bencileyin.
Neyzen Tevfik, Türk düşünce, musiki, edebî hayatı için önemli bir isim. Fırtınalı denebilecek bir hayat yaşamış. İzmir’den Mısır’a, Ankara’dan İstanbul’a kendi tabiriyle yaprak gibi savrulmuş. Dönemin hem ünlü düşünürleriyle, şairleriyle hem de esrarkeş, dolandırıcı meşrebinde insanlarla sıkı dostluklar kurmuş. Düşündüklerini, hissettiklerini ne pahasına olursa olsun söylemiş, baştaki siyasetçileri ağır bir dille hicvetmiş. Sivri dili kimi zaman başına büyük dertler açmış, zaman zaman hapis yatmasına neden olmuş ancak akıl hastası raporu onu rahatlatmış. Neyi ve meyi neredeyse ömrünün sonuna kadar yalnızlığını paylaşabildiği en büyük yoldaşları olmuş. Yaklaşık yetmiş beş yıllık ömrünü acı tatlı geçirmiş, sessiz sedasız göçmüş. Ve mezarıyla dahi uğraşmasınlar, sessiz sakin olsun diye Kartal Mezarlığı’na gömülmeyi vasiyet etmiş. Ölümünden sonra sevenleri Neyzen’in şu dizelerini mezarı başına yazmışlar:

”Felsefemdir kitabı imanım
Taparım kendi ruhumun sesine
Secde eder hakikatim her an
Kalbimin ateşi mukaddesine.”

Bugün dahi halk arasında anlatılan fıkralara konu olmuş, keskin zekâsı, hicivleri, neye ve meye düşkünlüğüyle birçok kişinin gönlünde iz bırakmış Neyzen’i onca kısıtlı belge, anı olmasına rağmen büyük bir ustalıkla bizlere aktaran yazar Hıfzı Topuz’a da büyük bir teşekkür borçluyuz. Özgürlüğüne her şeyden çok önem veren, çocukları seven, paraya zerre kadar önem vermeyen Neyzen’den modern zaman insanı olarak öğrenilecek çok şey var.

Çılgın ve Özgür

Hıfzı Topuz

Remzi Kitabevi Yayınları