Kendilerine “anti-kapitalist” diyen, ancak mütedeyyin ya da muhafazakâr kimliklerini de bir kenara bırakmayan gençler, dillerinde “Allah, Ekmek, Özgürlük!” sloganları, ellerinde “Sosyalizm gelecek inşallah!” dövizleri, 1 Mayıs’ta 68 kuşağının en görmüş geçirmişleri, liseli gençlerin en ateşlileri, ulusalcılar hatta eşcinsellerle birlikte yürüdüler.

“Devrimci Müslümanlar” isimli bir grup, iş kazalarında ölen emekçiler adına gıyabında cenaze namazları kılıyor, büyük sermaye sahiplerini lanetliyor, “protesto” amacıyla orucun özüne, ruhuna dikkat çekmek için lüks otellerin, restoranların önünde yer sofrası kurup zeytin-ekmek ve suyla iftar yapıyor.

“İslami” kesimin, özellikle de genç nüfusunun dilinde “Mücahitken müteahhit oldunuz” söylemleri eksilmiyor, sosyal adaletten, toplumsal eşitlikten dem vuruluyor, Ali Şeriati popüler oluyor.

Yakın geçmişe kadar, öyle pek de gizlenmeye gerek duymadan toplumun Kemalist-Laikist kesiminden ayrıştırılan, ötekileştirilen ve “sahip olamadığı olanaklara” gıptayla bakan muhafazakâr kesim, hukuki, siyasi, bürokratik, oransal… tüm üstünlüklere sahip olunca “rahata” kavuşacakları konusunda hayal kırıklığına uğradı. Orwell’in Hayvan Çiftliği?ndeki o haram, o pis hayvanlar maalesef bir kez daha haklı çıkmışlardı: “Bütün İnsanlar eşittir ama bazıları daha eşittir.”

İşte tüm bu olanlar, arkalarındaki sosyolojik ya da politik sebepler ne olursa olsun, muhafazakâr kesimin kendi içinde de ikiye bölünmesine, birileri yerken seyredenlerin kıyameti koparmasına neden oldu.

Servet Aydemir’in kaleme aldığı “İslami kesimin ilk özeleştiri romanı” Cevâb Veremedi de tüm bu gelişmeleri sosyal medyadaki paylaşımlardan, köşe yazılarından takip ederken ve konu hakkında zaman zaman kalem oynatırken elime geçti.

“İbretlik bir zıvanadan çıkış hikâyesi” olarak tanıtılan kitap, tüm hikâyenin “müsebbibi” Ebu Künefe üzerinde dönüyor. Hikâyeye “yok artık” diyebilir ya da özellikle absürt hale getirildiğini düşünebilirsiniz. Ancak romanın iç metninde de söylendiği gibi, bu ülkede adli kayıtlar, “Ben Cebrail’im” hatta “Ben Allah’ım” diyenlere inanan ve dolandırılan insanlara şahitlik etti.

Olay örgüsü, birer bölümlük aralarla yapılan geçmişe dönüşlerle güçlendirilmiş olan kitapta kullanılan jargon, yazarının gerçekten de tarikat-cemaat ilişkilerine hiç de uzak olmadığına, detaylar ise birçok şeyi bizzat yaşadığına ya da şahit olduğuna işaret ediyor.

Bir yandan iflaslarla, hacizlerle yıkılan hayatların en dramatik biçimde resmedildiği, diğer yandan servetlerine servet katan ve yaptıklardan karşılık ve çıkar umarak adeta bir gösteriş yarışına kendilerini kaptıranların acımasızca eleştirildiği eser, günümüz Türkiye’sinin fotoğrafı…

Üslupta doğallığı seven bir okurum, bu yüzden her bölümün finalinde, kitabın isim babası olan eserin ve benzerlerinin diliyle dalga geçilen paragrafları fazla zorlama, gereksiz uzatılmış buldum. Ancak bunun haricinde, eğlenceli, sürükleyici bir kitap denilebilir.

Özellikle bu kitabı hediye edip okutturmak istediğim birkaç kişi olduğu düşünülürse kitabı beğenmedim diyemeyeceğim.

Cevâb Veremedi

Servet Aydemir

Derin Kitap