Zola, Kadınların Cenneti adlı romanında kurulan yenidünyanın, bu dünyanın aktörlerinin, yaratılan yeni hayatların ve bu hayatların insanlığa sunduğu yeni değerleri anlatıyor. Bu değişimlerin etkisinde kalan sıradan insanların öykülerini sunuyor bize. Yaratılan bu yenidünya ile birlikte eskiye dair ne varsa büyük bir yıkıma uğruyor.
Zola?nın diğer romanlarında da karşımıza çıkan taşradan şehre göçmek zorunda kalan insanların öyküsü ile başlıyor roman. Sanayileşme ile birlikte ucuz iş gücü ihtiyacını karşılamak için şehre gelen bu insanlar, bir yandan sistemin ihtiyaçlarını karşılayacak iş gücünü oluştururken, diğer yandan kendilerini bekleyen işsizlik, karın tokluğuna çalışma, barınma, açlık vb. sorunlarla boğuşmak zorunda kalıyorlar. Onlar için artık yaşamın her anı, her alanı bir mücadeleye dönüşmek zorundadır. Bu mücadele insani değerleri alt üst eden, insanı bir birinin kurduna dönüştüren bir mücadeledir. Bu mücadele hayatta kalma mücadelesidir.
Denise, anne ve babasını art arda kaybetmiş ve iki kardeşi ile birlikte şehre göçmek zorunda kalmıştır. Şehir büyük bir değişim yaşamaktadır, yeni ve büyük mağazalar açılırken, eskinin küçük iş yerleri yavaş yavaş yok olmaktadır. Her geçen gün insanlar bu yeni yaşamın dayatmalarını kabullenmek zorunda bırakılmakta, direnmek eskisi sürdürmek isteyeni daha büyük sıkıntılar beklemektedir. Bir doğa yasası gibi uyum sağlamayan ölmektedir. Denise romanda eskinin birçok değerinin taşıyıcılarından biridir, bunun çok büyük sıkıntılarını da çekmektedir. Artık herkes yalnızdır. Dost, arkadaş hepsi bu yenidünyanın değerlerine teslim olmak zorundadır. Kadınlar Cenneti isimli mağaza her geçen gün daha da büyümekte ve çevresindeki küçük işletmeleri iflasa sürüklenmektedir. Bu mağaza yaptığı reklamlar ve yarattığı modalar ile tüm kadınları büyülemekte ve insanları yavaş yavaş birer tüketiciye dönüştürmektedir. Bu yeni cennet yeni bir din gibi insanları yönetmektedir.
Bu yenidünyanın kuruluş sembolü diyebileceğimiz mağaza sahibi Mouret, insanların neyi nasıl giyeceğini, neyi alacağını, nasıl yaşaması gerektiğini yavaş yavaş tüm hayatını etkisi altına almakta ve insanların yaşamını kendi işletmesinin ihtiyaçlarına göre düzenlemekte ve yönlendirmektedir. Artık eskinin arkadaşlık, dostluk, aşk, akrabalık? vb. tüm değerleri bu yenidünyanın ihtiyaçlarına göre yaşanmaya başlanmıştır. Kadınlar Cenneti?nde çalışan insanlar daha fazla pirim almak için bir birleri ile yarışmakta, en yakın çalışma arkadaşlarının kuyusunu kazmaktadırlar. Çalışan genç kızlar için aşk, bir üst sınıftan birini ayartmak ve hayatını kurtarmak anlamına gelmektedir. Herkes bu yenidünyanın nimetlerinden yararlanmak için bir biri ile rekabet halindedir. Sonuçta cennet birçok insan için yavaş yavaş cehenneme dönüşürken çok küçük bir azınlık için istediği her şeyi elde etme ve zenginliklerine zenginlik katmaya doğru ilerlemektedir.
Sonuçta romanda etkileyici bir şekilde öyküleri anlatılan ve hayatını, aşkını satmamak için direnen herkes teslim olur. Bu teslim oluş Denise?nin direnişinin etkileyici bir sonla anlatılması ile sonuçlanır. Bu yenidünyanın kazananları, kendileri için yarattıkları bu cennete tıpkı Mouret?in baktığı gibi gururla bak maktadırlar. Zola?nın anlatımıyla yeni bir dünya yeni bir din gibi bize kapılarını açmaktadır; ?Mouret, bu aydınlık içinde, yıllardır birlikte çalıştığı kadınları izliyordu. Bir itişip kakışma, bir hay huydur sürüp gidiyordu. Reyonları adeta yağmalayan müşteriler yavaş yavaş çekiliyorlardı. Kasaların önü kalabalıklaşmış, çil çil altınlar akmaya başlamıştı. (?) Onları böylesine tüketim düşkünü yapan Mouret idi. Cazip mallar yığması, özel indirimler yapması, iade kolaylığı sağlaması, özellikle yaptığı reklamlar kadınları çıldırtıyordu. Annelerin gönlünü de fethetmiş gibiydi ve onlara bir zorbanın hoyratlığıyla hükmediyordu. Kadınlar onun yaratıcı düşüncelerine yeni bir dinmiş gibi tapıyorlardı. İnançları zayıflayan insanlar kiliseleri boşaltıyor bu mağazalara doluşuyorlardı. İnançsız ruhlar artık bu mağazalarda teselli buluyorlardı.?
Zola?nın bu romanı yazmasından bu güne geçen yüzyılda, yüzlerce Mouret bu cennetten yararlandı, milyonlarca insansa cehennemi yaşadı ve hala yaşamaya devam ediyor. İşsizlik, savaş, açlık, ölüm sanki bir kadermiş gibi insanlığa dayatılmaya devam ediyor. Cennet milyonlar için bir umut olarak başka bir dünyada onları bekliyor.
Kadınların Cenneti
Emile Zola
Çeviren: Aydın Karahasan
Telos Yayıncılık