?Laurens H. Seeley, mantık ve felsefe dersleri verirdi. Her cuma günü bir sınav yapar, pazartesi günü düzelttiği kâğıtları dağıtıp verdiği notları bildirirdi. Bir pazartesi şöyle demişti:

?Soruların yanıtını bilmeden, sayfalarca uyduruyorsunuz. Siz hafta sonu gezerken ben öğretmenlik sorumluluğuyla, sınav kâğıdının sonunda belki doğru bir şey söylemişsinizdir diye, bütün yazdıklarınızı okumak zorunda kalıyorum. Bir karar verdim: ?Bilmediğimi biliyorum? diyene dört, uyduranlara sıfır, bilerek yazanlara da bildiği kadar not vereceğim.?

Sınıf geçme notu altı olduğuna göre, çalışmadığımız günler dört alır, bazı sınavlara çalışıp ortalama altıyı tuttururuz diye düşünerek Seeley?nin kararına sevinmiştik; sınavlarda durmadan ?Bilmediğimi biliyorum? yazıyorduk.

Bir gün Seeley bizlere şunları açıklayacaktı: ?Artık çoğunuzun hiçbir şey bilmediğini öğrenmiş bulunuyorum, onları sınıfta bırakacağım. Her şeyin bilinmeden konuşulduğu bu ülkede, bütün yıl size ?Bilmediğimi biliyorum? dedirtebildim. Yalnızca bunu öğretmiş olsam bile, bir yıllık emeğim boşa gitmiş sayılmaz. Sınıfta kalanlara, babalarına bir kamyon aldırıp şoförlüğe başlamalarını öneriyorum.? ?

Şakir Eczacıbaşı?nın anılarını derlediği Çağrışımlar Tanıklıklar Dostluklar kitabında Kurtuluş Savaşı öncesi ve sonrasına ışık tutan anılar ve son yüzyıl içinde edebiyat, eğitim, psikoloji, mantık, felsefe, tıp, coğrafya, zooloji, sinema, tiyatro ve müzik geçmişimizden de derin izler var…

Yukarıda Çağrışımlar Tanıklıklar Dostluklar kitabında yer alan 1940?larda Şakir Eczacıbaşı?nın başından geçen ve çok etkilendiğim bir anısını paylaştım.

Dizilerle, eften püften yarışmalarla algısı yönetilen bilmediğini bilmeyen robotlar ülkesi durumuna getirilen Türkiye?mde, 80 yılda nereden nereye geldiğimizi Şakir Eczacıbaşı?nın anılarında bir solukta okuyacağımız değerli bir kitap? Remzi Kitabevi?nden armağan?

Çağrışımlar Tanıklıklar Dostluklar

Şakir Eczacıbaşı

Remzi Kitabevi