Yeşim Türköz’ün ilk kitabı. Aynı alanda olduğumuz için yıllardır duyduğum bir kitaptı. Bir türlü okuma fırsatım olmamıştı. Geç oldu ama güç olmadı, bir solukta okudum. Günlük hayatta geç kalmamayı takıntı haline getirmiş bir insan olarak kitaplara geç kaldığıma üzülmüyorum artık. Sanki zamanı geldiğinde, doğru vakitte elim gidecek ve okuyacağım gibi geliyor. Büyü Dükkânı da öyle oldu benim için. Yakın bir arkadaşım okurken bitirince ödünç almak istedim. Daha o bitirmeden Gaye’yle sözü geçti. Tesadüfler zinciri elime ulaştırdı.

Kitap, “Büyü Dükkânı” (Magic Shop) isimli psikodrama tekniğinin kurgulanmış ve öyküye dönüştürülmüş hali. Toplam sekiz öyküden oluşuyor. Türköz’ün, kaba tabirle “edebiyat parçalamak”, metaforlara boğmak gibi bir derdi olmamış. İyi ki de olmamış. Öykülerin özü yeterince insanı düşündürüp kendine döndürüyor zaten.

Dükkân; aşktan huzura, hırstan geçmişte kalan yıllara, adaletten tutkuya hayatta istenen her şeyin olduğu sihirli bir yer. Elde etmek istediğiniz şeye ulaşmak içinse bir bedel ödemeniz gerekiyor. Kapitalist dünya düzenine nanik yapan türde, paranın geçmediği bir bedel. Bunun için de satıcıyla sıkı pazarlıklar yapmak gerekiyor ki “hayatta en çok istediğiniz şey, hayattan alabileceğiniz en iyi şey” olsun.

Geride kalan yıllara karşılık bellek, cesarete karşı kaybetme korkusu, mükemmel bir âşığa karşı tutkuyu vermeye hazır olmak gerekiyor. Satıcı, istediği bedelle kafanızı allak bullak ediyor ki gerçekten hayattan alınabilecek en iyi şey olsun. Satıcının, doğal olarak Türköz’ün zekâsına ve kurgusuna hayran kalıyorsunuz. “Şimdi ne yapacak bakalım?” diye tiyatro sahnesi izler gibi müşteriyi seyretmek çok zor tabii. Mucizevi dükkândan alınanlar ve verilenler hepimizin hayatına temas eden şeyler çünkü. Bunlardan bağımsız olarak bakış açımı değiştiren birkaç paragrafı doğrudan aktarmak istiyorum.

“― …Büyü Dükkânı’ndan ‘yardım’ alamazsınız.

― Ama nasıl olur? Bana burada her şeyin bulunduğunu söylemişlerdi.

― Şöyle izah edeyim: Büyü Dükkânı’ndan alacağınız şeyler artık sizin olur ve yaşam boyu sizinle kalır. ‘Yardım’, buradan alabileceğiniz bir şey değildir. Çünkü yardım, geçici olarak başkalarından aldığınız ve hiçbir zaman size ait olmayan bir şeydir. Ama bu ikilemden kurtulmanıza yardım edecek, şu anda sahip olmadığınız bir şeyi buradan isteyebilirsiniz.”

“…Tozu dumana katan dörtnala duyguların, iç dünyasını nasıl da bir savaş alanına çevirdiğini anımsadı. Bu savaşlara kumandan dayandırmak mümkün değildi. Tüm kumandanları yutan savaşları bunlar. Herhalde savaş ateşinin tek hayali, zafer meşalesinin alevine dönüşmek olsa gerektir. Zafer meşalesi ise ancak savaştan arta kalan, yakılıp yıkılmış savaş alanını aydınlatır. Ne yazık ki savaşlardan sonra görüp görebileceğiniz tek şey budur. Ve anlarsınız ki, savaşta önemli olan savaşma gücünüzden çok, acıya dayanma gücünüzdür.”

“…Hayret! İnsan bazen bir yeniliği denerken bile, eski alışkanlıklarını tekrar ediyor. Tıpkı bir kumarbazın, kumarı bırakacağını kanıtlamak için bahis oynaması gibi…”

“…Yalnızlıktan zevk almak, yalnızlığa mahkum olmak korkusuna engel değildi.”

Çıkar yolun olmadığı düşünülen zamanlar olur ya, işte o zamanlarda satıcı ve müşteri pazarlığını kendi iç dünyamızda yapmak için bir rehber niteliğinde…

Büyü Dükkânı

Yeşim Türköz

Epsilon Yayınları