Ortaokul lise yıllarında ‘anı’ türü anlatılırken, ‘yazarların, yaşadıklarını sonradan kaleme aldıkları edebi tür’ diye öğretilirdi.  Yani öyle sıradan insanların yazdığı şeyler (daha doğrusu anılar), başından geçmiş olsa da, sonradan yazmış olsa da pek edebî sayılmıyor. O noktada kafa karıştırıcı ince bir çizgi var. İşte Sezgin Kaymaz’ın son kitabı Bugün Bize Kim Geldi o ince noktada yerini alıyor. Yazar, kendi başından geçmiş olayları yazmış evet; ama ‘anı’ ‘öykü’ye evrilmiş. Hem de lıkır lıkır Türkçeyle! Bazen pat diye karşımızda, bazen kahkahalar atarak, bazense içimiz kavruk nereye bağlanacak bu işin sonu diyerek.

Bir diğer önemli nokta da kitabın genç yazar adaylarına ders niteliğinde olması. Öyle ki yazmaya hevesli gençler, etrafındaki entelektüel insanlara veya konuya biraz daha yakın duranlara sorarlar:

‘Ben bir şeyler yazmak istiyorum da nasıl yazacağımı bilmiyorum. Ne yapabilirim?’

Entelektüel veya konuya yakın duran insan cevap verir:

‘Anılarını yazarak başlayabilirsin.’

Bu cevap çerçevesinde bakıldığında da yol gösterici nitelikte bir kitap. Anılar hem ‘edebî’ olup hem sıkıcı olmayacaksa ‘böyle’ olacak. Hem de usul usul, yer yer kahkahalarla, lıkır lıkır Türkçeyle, ‘ben de acaba bir gün ‘mektupkardeş’ olabilir miyim?’ diyerek.

Bugün Bize Kim Geldi

Sezgin Kaymaz

April Yayınları