İş hayatında başarı merdivenlerini tırmanırken bünyede huzursuzluğun arttığına dair bir yargı vardır. Acaba kariyer, rakım arttıkça depresyon derinliğinin arttığı bir ortam mı? Huzur, kabuğuna çekilmiş ve izole bir yaşamla mı sağlanır? Peki madem huzursuz olacağız biz neden çalışıyoruz?

Herkesin farklı cevapları olabilir. Yüksek ağırlıklı olarak gelen cevap para kazanmak olacaktır.

Çoğumuz çalışmayı erkenden uyanıp yollara koyulmak, sabah 08:00?de bir ofise varmak, akşam 18:00?e kadar ofiste olmak; bazı zamanlar bir bilgisayar başında, bazı zamanlar bir toplantı masası etrafında pasif hâlde rutin işler yaparak birbirine benzer günleri peşi sıra dizmek olarak görürüz. Acaba çalışma formülü bu kadar yalın ve tek midir?

Birçok durumun bakış açısından ibaret olduğu aşikardır. Bir okul inşaatında çalışan üç işçiyle ilgili hikâyeyi birçoğunuz duymuşsunuzdur.  Ne yaptıkları sorulduğunda biri çile doldurduğunu, diğeri sıva yaptığını üçüncüsü de eğitime katkı da bulunmak adına elinden geleni yaptığını söylemiş. Yapılan her işin, kişinin beklentisi ve hayat görüşüyle birebir paralel olduğuna hoş bir örnek. Çoğu kişi üçüncü cevabı nedense gerçek dışı bulur ama bu şekilde çalışan ve işiyle katkıda bulunduğu büyük resmi görebilen çok kişi var.

Fakat diğer birçok kişi de hayatta ne istediğinden çok, ne istemediğine odaklanırken, bir kısım da ne istediğini bilir fakat arka planda istediği her ne ise onun için yeterince iyi olmadığını kendine hatırlatıp durur. Dolayısıyla yaşadığı içsel çelişkiler ruh hâline ve kendine olan inancına etki eder.

Bu ve benzer konular ve sorular birçoğumuzun kafasında dolaşır, hatta oluşan soru işaretlerine verdiğimiz sabit cevaplarımız da zaman içinde adeta kalıplaşır ve kişisel yasalarımız hâlini alır. Budha mı Olsam, CEO mu Olsam, işte bu kalıpları esnetme niyetinde olan kişilerin başucu kitabı olma mahiyetinde.

BUDHA mı Olsam? CEO mu Olsam?

Timur Tiryaki

Pegasus Yayınları