Şiirden resme, müzikten sinema ve tiyatroya kadar uzanan kısa bir yolculuk onunki… Ama her dalda inanılmaz yeteneğini hissettirmesi için yeterliydi.

Kalbindeki problem çocukken başladı ve sonrasında ateşli romatizma ve bunların üzerine tifo…Çocukken yaşlanan yüreği daha da hızlı yaşamasını emretmişti sanki. Bir şölendi hayat ve olabildiğine yaşacaktı bu şöleni, istediği gibi. Felsefe ve matematik eğitimi aldı. Ama yalnız kaldığı zamanları yazarak geçirdi. Gittiği bir konserde cazcı Duke Ellington’un müziği ile tanıştı ve hayatındaki eksikliği dolduracak bir şey bulduğunu düşündü ve kendini müziğe bıraktı. İnşaat mühendisliği diplomasını aldığında çalışmak istemediğini fark etti ama yaşamak için çalışmalıydı. İlk işi neredeyse hiçbir şey yapmadığı bir işti. Şarkı sözleri yazdı, bu dönemde bol bol kitap okudu, kısa hikâyeler yazmaya başladı, sonunda bir roman yazmaya karar verdi. İşi, işyeri ve çalışma biçimiyle alay ettiği kitap üç yıl sonra yayımlandı. Buradan ayrılıp yeni bir iş buldu ve ne yazık ki yine bir şey yapmıyordu ve evlenmişti, ünlü bir mucidin kızıyla. Michelle’e yazdığı şiirler giderek birer soneye dönüşmüştü. Yeniden bir şeyler yazmak istiyordu. Onu ne kadar sevdiğini gösterebileceği bir şeyler… Günlerin Köpüğü, bu dönemde yazıldı, kitabı karısına ithaf etti.

Absürt oyunlar, Fiesta adlı kısa opera, şiirler, romanlar, dört yüz kadar şarkının sözlerini yazdı Boris Vian. Öldüğünde yalnızca otuz dokuz yaşındaydı… Çocukluğundan itibaren yorgun olan kalbiyle çıktığı yolculuk son buldu.

Tiyatro için önemli bir kalem olan ve pek çok eseriyle hâlâ sahnelerde yaşayan Boris Vian’ın Generallerin Beş Çayı adlı oyunundan bahsedeceğim.

Fransız hükümeti paraya sıkışmıştır, ekonomi krizdedir, acilen para bulması gerekmektedir. Çözüm ise bildik bir çözümdür; SAVAŞ.

O halde çay partisi yapmanın tam zamanıdır. Olağanüstü komik ve absürt öğelerle süslü bir çay partisi vardır karşımızda. Generallerin para için insanları nasıl gözden çıkardıklarını oldukça ironik bir dille anlatır. Ve hâlâ hiçbir şey değişmemişken.

“LEON PLATİN (Başbakan): Bakın, sanayiciler size güveniyor. Sorunlarla yüzleşmek zorundasınız, sorumluluktan kaçmak olmaz.

AUDUBON (General): Sorumluluktan falan hiç bahsetmeyin, bir kere bir general savaştan sorumlu olamaz. Kanıt isterseniz hemen söyleyeyim, savaş çıkaranlar daima siviller olmuştur.

LEON: Ne var bunda korkacak? Beş milyon iş adamı arkanızda olacak.

AUDUBON: Olsun, peki benim önümde kimler olacak haberiniz var mı? Dünya kadar herif, ellerinde toplar, tüfekler, kılıçlar… Size eğlenceli falan mı geliyor bu?

LEON: Yahu sizin de işiniz bir zahmet savaşmak canım!”

Bu çay partisinde bulunan insanlar Fransız, Amerikalı, Rus, Çinli generaller, bürokratlar, piskoposlar ve bir savaşın nasıl çıkarılabileceğini bilen insanlar…

Boris Vian simgeleri ve absürt öğeleri o kadar iyi yerleştirmiş ki oyun bizi güldürürken canımızı feci yakıyor.

İyi okumalar…

Generallerin Beş Çayı

Boris Vian

Çeviren: Ayberk Erkay

Mitos Boyut Yayınları