Sondan sonrasını herkesin çok merak ederek bitirdiği Gizli Anların Yolcusu‘nun devamı niteliğinde bir kitap olarak beklediğim Bora’nın Kitabı, bir devam kitabından ziyade olayları diğer kişinin gözüyle görmeme olanak verdi. Bora’nın gözüyle, İlhami’ye olan hayranlığının başlangıcını, ilişkilerinin hissettirdiklerini ve çocukluğunu okudum.

Ülkemizin doğusunda, aynı topraklarda yaşadığımız insanların, cahillik, eski kafalı zihniyet nedeniyle maruz kaldıkları hayatlarının zorluğunu, kadınlara yapılan haksızlıkları, para karşılığı evlendirilmelerini, üstlerine kuma getirilmelerini, hayatlarını sadece bir ödev olarak yaşadıkları dünyalarını gördüm. Kadınların kadın, çocukların çocuk olamadıkları o coğrafyadaki zorlu yaşamı içim acıyarak okudum.

Törelere, örfe aykırı cinsel terciğine rağmen mücadeleden vazgeçmeyen Bedri’nin, çalışıp okuyarak, tek başına girdiği yaşam mücadelesini başarıya ulaştırıp bir yerlere gelmiş Bora’ya dönüşmesini okudum.

Tüm çabalarına rağmen, talihsizlikler sonucu kadere yenik düşen Bora’nın hayalleri, sevgileri ve aşkıyla yaşama veda etmeden önce söylediği, bir ülkede azınlığın payına düşen kader diye nitelendirilebilecek sözleri aklımda, kitabı bitirdim.

“Önce gerçeğimi kendime kabul ettirirken yoruldum! Sonra gizlerken… Daha sonra yüzleşirken… Kendim olmaya hakkım olduğunu anladığımda… Kendimle barışırken… Gerçeğimi başkalarına kabul ettirmeye çalışırken… Benim gibi binlerce, on binlerce insanın var olduğunu öğrenirken… Yoruldum!”

Bora’nın Kitabı

Ayşe Kulin

Everest Yayınları