Erika Kohut’un adanmışlıkla yitirilmiş ıstıraplı yaşamını okuduğumda, Elfriede Jelinek’in analiz yeteneğine hayran olmuştum. İnsan ruhunun derinliklerini yalın ve apaçık betimleyen yazar, kısa süre sonra Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Kitabın sayfaları çevrildikçe, arka planı dolduran müzik okurun zihnine boca ediliyordu. Haneke, Piyanist‘i sinema diline aktardığında koşarak izlemeye gittim. Sonuç mükemmele yakın bir sinematografik izdüşümdü.

Black Swan‘i izlerken de aynı duyguları yaşadım. Tchaikovsky’yi ölümsüzlüğe taşıyan “Kuğu Gölü”, yeni bir çeşitlemenin ana temasını oluşturmuş, görsel anlatımı ve müziğiyle göze ve kulağa, Odile-Odette yarılmasıyla insanın ruhuna işleyen bir sinema başyapıtına dönüşmüş. Başroldeki Natalie Portman, hakındaki övgüleri fazlasıyla hak edecek üstün bir performans sergiliyor.

Black Swan insanı fazla sarsıyor, yalnızca bunun için bile izlenmeye değer.

Sevgilerimle.

Black Swan

Yönetmen: Darren Aronofsky