Uzaktakini çağırıyor en uzaktakini.

Mevsimlerin tekrar edemediği bir şeyi çağırıyordu,

Gelmesi mümkün olmayanı.

Ve bir adım daha öne çıkıyordu mayıs.

Her şey tam şimdi yaşanıyor, Nihal?e âşık oldukları anda. Her şey ondan sonra değişiyor onlar için. Çetin ve Ender için, biri göbekli, diğeri kel. Ender?in söze döktüğü gibi: ?Önce aşk vardır. Hatırlamak da, acı çekmek de, sevgilimize vereceğimiz çiçeğin fotosentezi de ondan sonra başlar.?

Ender ve Çetin iki iyi dost, dosttan da öte her şeyi birlikte aşan, paylaşan, birbirlerine yetebilen yoldaşlar, dışarıdan belki de biraz garip görünen, başkalarıyla ilişkilerinde birbirlerini arayan, bulamayınca mutsuz olan. Nihal?in hayatlarına girmesiyle yaşamak istedikleri bir şeyi daha gerçekleştiriyorlar, aynı kıza âşık olmak? Mutlulukla aynı hayali paylaşmak? Nihal arkadaşlarının kardeşi, naif ama güçlü, acısını sessizlikte yaşayan, narince çimlerin üzerinde salınan, Ender?den şiir yazmasını isteyen ya da kitap vermesini ?Ender?in kalbini istercesine? ve Çetin?e günlük işlerde yardım eden? Varlığı ruhlarına tanıdık bir nefes, yeni bir yaşam üfleyen güzel Nihal, tatlı Nihal, hep oradaymış gibi, sanki yıllardır o evde onlarla yaşıyor, onun olmadığı anılar kedere sebep oluyormuş gibi. Nihal?in gidişiyse sonbaharı getiriyor yaşamlarına, yolcu ederken gözlerinin içine bile bakamıyor Ender. Yine Çetin?le baş başa, Nihal?den gelen mektubu okuyorlar dünyanın en iyi iki insanı. Nihal?i bekliyorlar dünyanın en sağlam dostluğunu beraber yaşlanma hayaliyle pekiştirirken.

Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Barış Bıçakçı?nın bir solukta yaşadığım ilk kitabı. İlk satırı okumak yetiyor gönlümün çelinmesine. Tanıdık birinin evine teklifsizce girivermek gibi, haber vermeden, kapıyı usulca tıklatarak yalnızca, sayfalarda dolaşıyorum, kâh Nihal oluyorum, kâh Ender ya da Çetin. Nihal?in oturduğu koltuğa oturup dinliyorum, Ender?le Çetin?in hikâyesini. Benden kitap isteyenlere kalbimi sunuyorum okusunlar diye, zeytinyağlı fasulyenin kokusunu içime çekiyorum, o kendi suyuyla ateşte ağır ağır pişerken. Gidenlerin gözünün içine bakamıyorum, şarkı söylüyorum yolculuk yaparken, şiir bile yazıyorum hiç beceremediğim hâlde. Gerçek dostluğun farkına varıyorum Çetin ve Ender?in her hareketinde. Çaresizliğim aslında umudum oluyor, en yakın dostuna yaslanma umudu ve aynı aşkı paylaşabilme yakınlığı. Barış Bıçakçı yalın anlatımıyla kalbime dokunuyor, onu silkelemeden yerleştiriyor en gerçek duyguların tohumlarını? Bunu bize yapma Barış Bıçakçı, ya da yap, sanırım hepimizin ihtiyacı olan şey bu?

Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Barış Bıçakçı

İletişim Yayınları