Aşk… Alacaklı gibi insanın yakasına yapışan, platonik mi karşılıklı mı belli olmayan, üstelik en iyi arkadaşın üçgenin uzak köşesinde durduğu bir aşk… İnsanın en büyük  çaresizliklerinden biri.

Ender ve Çetin’in birbirlerinden başkasının anlayamayacağı sakin hayatına konan sevimli ve narin bir bibloydu Nihal.  Arkadaşları Fikret’in emaneti, annesini babasını kaybetmiş yalnız bir kız. Orta yaşlarını süren bu iki adam bu güzel biblo incinmesin diye ellerinden geleni yaparlar. Bu merhametle karışık ilgi zamanla aşka dönüşür, başlarda kimsenin kalbine kondurduğunu itiraf bile edemediği bir aşka.

Nihal kendisine âşık bu iki adamla sakin bir hayat sürerken devreye giren genç ve yakışıklı Burak, Ender ve Çetin’in canını sıkar. Çünkü rakip artık bir yabancıdır. Burak’ın Nihal’in hayatından çıkışı, aynı evde köşe bucak saklanan bu aşkın da sonunu hazırlayacaktır.

Aynı zamanda bir Ankara romanı olan Bizim Büyük Çaresizliğimiz’i Orhan Veli Ankara’dan dostu Oktay Rıfat’a yazdığı mektupla çok güzel anlatmıştır yıllar önce:

“Şu anda dışarıda yağmur yağıyor
ve bulutlar geçiyor aynadan
ve bugünlerde Melih’le ben
Aynı kızı seviyoruz.”

Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Barış Bıçakçı

İletişim Yayınları