”Gerçek şu ki, sen gerçekten ne olduğunu hiç bilmiyorsun, ama ne olmadığını biliyorsun.”
Don Miguel Ruiz, Bilginin Sesi

Öyle durumlar vardır ki o an size yöneltilen basit bir soru tüm hayatınızı sorgulamanıza neden olabilir. İşte, Moscarda’nın sorgulamaları da böyle başlıyor. Karısı Moscarda’nın burnunun eğriliğinden dem vuruyor ve Moscarda’nın hayatı bir anda altüst oluyor. Sorgulama kapısı bir defa açılınca aile ilişkilerinden iş hayatına, dostluklara kadar bir kişilik sorgulaması işine girişiyor. İnsan gerçekten aynada gördüğü kendi midir? Yoksa olmak istediği midir? Bunların tamamen dışında başkasının gördüğü müdür? Yani insan bir midir, hiç midir, binlerce midir? Moscarda’nın sorgulamalarını okurken onda kendini görüp, iç arınmayı gerçekleştiriyor okuyucu. Spiritüel öğretilerde sürekli bahsedilen konuları Nobel Ödüllü bir edebiyatçının kaleminden okumak da kitabı daha cazip hale getiriyor.  Algımızın şekillendirdiği dünyayı ve ‘ben’leri kırmak isteyenlere iyi bir seçenek.

”Aman Tanrım, bana neler oluyor? Benim sesim için de aynı durum geçerli değil mi? Sesim, şu duyduğum şey mi? Algılarım? Başkalarıyla konuşurken, onlara bakarken görünmez değilim ama o başkaları, benim bilmediğim ses tonları duyuyorlar, bilmediğim görüntülere sahipler kafalarında. Benim gözümde o nasılsa, onun gözünde de ben öyleyim herhalde. Öylece karşımda dikilen duygusuz, bana bir şey anlatmayan yüz hatlarıyla onu -arkadaşımı- temsil eden bir beden ve karşısında gördüğü ve konuştuğu, sözde ‘ben’ yani Moscarda. Mümkün mü? Bu dünyada Moscarda diye andıkları şeyin benim için meçhul olduğunu söylememe gerek var mı? Moscarda benim gölgem. Yemek yerken görülen Moscarda, sigara içerken görülen Moscarda, alışverişe giden Moscarda, burnundan soluyan Moscarda.”

Biri Hiçbiri Binlercesi

Luigi Pirandello

Çeviren: Fuat Sevimay

Aylak Adam Yayınları