İnsan beyninin yaradılıştan beri hep mucizelerle dolu olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Beyni inceleyen dallardan en ilgi çekici iki tanesi; nöroloji ve psikiyatridir. Bu iki dal artık neredeyse birbirinin içine geçmiş durumda. Dünya çapında bu dallar tarafından yapılan sayısız araştırma, insan beyni ve onun işlevinin sırlarıyla ilgili yeni ve daha çok araştırmalar yapmaya da itiyor nörolog ve psikiyatrları. Amerikalı Psikiyatrist Gary Small da onlardan biri. Eşi Gigi Vorgan?la birlikte yazdığı bu kitapta Dr. Small, kariyerinin başlangıcından bugüne dek terapi uyguladığı hastalarından en ilginç ve tuhaf olanlarını aktarıyor okuyucularına. Elbette isimlerini değiştirerek?

Daha yirmi yedi yaşında, Harvard Tıp Fakültesi?nin acil servisinde çiçeği burnunda bir doktor olarak görev yapıyorken, seksi bakışlarıyla kendisini tahrik ettiğini, hatta bu yüzden hamile bile kalmış olabileceğini ısrarla tekrar eden hastasına bunun mümkün olmadığını söylediğinde, histriyonik kişilik bozukluğu teşhisi koyduğu bu hasta tarafından tokatlanması; sol kolunun bir işe yaramadığını düşündüğü için, ameliyatla bu kolun kesilmesini isteyen ve ondan sonsuza dek kurtulma umuduyla iş sırasında bilinçli olarak sol kolunu üst üste iki defa yaralayan marangozu ayakta tedavi etmek yerine hastanede yatırarak tedavi etmeye karar vermesi; babasıyla olan sorunu nedeniyle dikkati üstüne çekmek isteyen genç hastasının, kendisini bilinçli olarak körleştirip daha sonra gerçekten görme yetisini kaybettiğinde de gözlerini yeniden ?açabilmesi? ve doktorun onlara aile terapisi uygulaması; araştırma yaparken çalıntı veri kullanarak sahte sonuçlar hazırladığını sanıp kendisinin aslında sahtekâr bir psikiyatrist olduğunu iddia eden yetmiş küsur yaşındaki hocasını bizzat tedavi etmesi, Dr. Small?ın kariyer hayatı boyunca yaşadığı ve en tuhaf olarak adlandırdığı vakalardan sadece birkaçı.

Yabancı bir yazarın yazdığı kitabın okuyucu tarafından sevilip sevilmemesi, aynı zamanda o kitabı çevirenle çok yakından ilintilidir. Dört seneye yakın Amerika?nın kuzeydoğusunda yaşamış ve oranın kültürüne hâkim biri olarak rahatça söyleyebilirim ki bu kitap, Duygu Akın tarafından Amerikalıların kendilerine has ifadelerini anlamlarının dışına çıkarmadan, ama yine de biz Türklerin kolayca anlayabileceği ifadeler kullanarak, akışı hiç bozmadan son derece başarılı bir çeviriyle bize aktarılmış.

Eskiden psikiyatristlere ve psikologlara ?deli doktoru? gözüyle bakılıp dedikodu olur endişesiyle onlara başvurmaktan çekinilirken, günümüzde insanlar onlardan randevu alabilmek için ofislerinin kapılarını aşındırıyorlar. Vücudumuzdaki diğer organlarımız gibi beynimizin de bir organ olduğu, arada sırada veya kronik olarak hastalanabileceği ve tedavisinin ise ancak ve ancak psikiyatristler veya ilaç gerektirmeyen durumlarda ise psikologlar tarafından pozitif bilimin öngördüğü şekilde yapılabileceğinin bilincine Amerika ve Avrupa?dan sonra nihayet artık ülkemizce de varılıyor.

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri: En Sıradışı Vakalar

Gary Small, Gigi Vorgan

Çeviren: Duygu Akın

NTV Yayınları