Kitabın başkarakteri ile adaş olduğumuz için mi bu kadar tanıdık geldi bana Funda’nın hikâyesi? Kitabın satırları arasında pek çok kadının kendi hikâyesinden bir şeyler bulacağı kesin. Hatta ilişkilerine diğer tarafın iç dünyasından bakmak isteyen erkeklere de çok tanıdık geleceğine eminim.

Son derece akıcı ve yalın bir dille kaleme alınmış olan “Bir Kadının Hikayesi“ Gökçe Dölek’in ilk kitabı. Aynı zamanda sıkı bir blogger olan Gökçe Dölek’in Funda’sı, yarım kalan ve aslında tam da bu sebepten zihninde varlığını sürdüren eski bir aşk ile huzur ve güven vadeden evliliği arasında bocalayan şehirli bir kadın. Toplumsal standartlara lego gibi yerleşen stabil bir yaşam tercihinin sunduğu güven ve huzur mu, yoksa yüreğinin sesine kulak verip içerdiği tüm risklere rağmen cesaretle gerçek ben olmaya doğru bilinmeyen bir yolculuk mu? Bir kadın için yaşadığı ilişki yaşamında nasıl bir yer kaplıyor? Neler ifade ediyor? Nelerden vazgeçiyor? İlişkiyi yaşamında konumlandırdığı noktadan bakınca kendisi, gerçek “ben”i nerede duruyor? İşte “Bir Kadının Hikayesi”nde başkarakterimiz gördüğü bir düşün ve arkasından yaşadığı bir karşılaşmanın ardından bu soruların ardına düşüyor.

Odanın bir köşesinde Leonard Cohen sizi etkileyici sesiyle dansa davet ederken, bir elinizde şarabınız, bir elinizde “Bir Kadının Hikayesi”… En çok böyle okumak yakışır bu kitaba.

Keyifli okumalar. 🙂

Bir Kadının Hikayesi

Gökçe Dölek

Butik Yayıncılık