Yazarların da şehirler, ülkeler gibi tarihleri vardır. Yazar adayının kendince karalamaları ile başlar bu tarih. Okurlar olarak bizler daha öncesini bilemesek de bir yazarın basılı ilk eserini milat olarak kabul ederiz. Genç bir yazardır çoğu zaman karşımızdaki, yazdıklarını okuyup beğenirsek daha sonraki eserlerini bekleriz. Fakat hiçbir şey sabit değildir, her şey bir devinim içindedir. Yazar da bu devinimle düşünsel, çevresel, fiziksel, sosyal olarak değişir. Bu değişim bazen gelişimi getirir beraberinde, bazen de gerilemeyi.
Bir yazarı anlamanın en etkin yollarından biri onun eserlerini kronolojik olarak okumaktır. Böylece ?o romanı kötüydü, şu öyküsü beni sıktı? gibi beylik değerlendirmelere kapılmadan daha doğru tespitler yapılabilir.

Bugün sizlerle, özellikle benim gibi 80 sonrası doğumlu olanlarla, usta bir yazarın ilk romanını paylaşmak istiyorum: Bir Gün Tek Başına.

Vedat Türkali (asıl adı Abdülkadir Pirhasan), 1919 Samsun doğumlu. İlk romanı Bir Gün Tek Başına?yı 55 yaşında yayımladı. (Yani konumuz ilk roman olsa da karşımızdaki genç bir yazar değil.) Öncesinde senaryo yazarlığı ve bir de yönetmenlik denemesi var.

Türkali, Bir Gün Tek Başına?yı 1974 yılı Milliyet Yayınları Roman Yarışması?ndaki birinciliği ile okuyucuyla buluşturdu. Aynı eser 1976 yılında Orhan Kemal Roman Armağanı?na da layık görüldü.

Kitabın Konusu
27 Mayıs 1960 askerî darbesinden hemen önce Türkiye kaynamaktadır. Menderes?in başında bulunduğu tek parti iktidarı, İsmet Paşalı CHP, Amerikancılar, polisler, istihbaratçılar, üniversiteli öğrenciler, komünistler? Kenan, gençlik yıllarında gizli komünist partisine girme suçlamasıyla polis sorgusunda çabucak çözülmüş, yediği tokatla cesaretsizliğini göstermiş bir adamdır. 60 darbesi öncesi Babıali?de kitapçılıkla uğraşmakta, işi ve eşiyle korunaklı bir hayat sürdürmektedir. Fakat içten içe yaşadığı hayatı da sorgulamaktadır. Üstelik bir de geçmiş, yakasını bırakmamaktadır. Kenan?ın, polis sorgusunda iki tokatla vatanı kurtarmaktan vazgeçmesi, boşa geçen yetişkinliği, küçük burjuvalılığı?

Bir akşam meyhanede tanıştığı genç Günsel, Kenan?ın içinde sönmeye yüz tutan ne kadar kor varsa hepsini alevlendirir. Olaylar da 60 darbesi öncesindeki karışıklık içinde, bu aşk etrafında şekillenir. Hayat kendisini değiştirmesi için Kenan?ın eline bir şans daha vermiştir, bakalım burjuva duygululuğuna sahip Kenan bu şansı nasıl değerlendirecektir?

Anlatım Tekniği, Dil ve Kurgu
Bir Gün Tek Başına anlatım tekniği, kurgusu ve gerçekçiliği ile yayımlandığı dönemde edebiyatımızda bir mihenk taşı olarak görülmüştür. Anlatım tekniği açısından bilinç ya da düşünce akışı denen yöntem kullanılmıştır. Fakat bunu eserin bütününe yaymamıştır yazar, gerekli yerlerde, özellikle karakterlerin açıkça düşüncelerini aktarırken ustaca kullanmıştır.

Bilinç akışı yöntemi karakterin değişen düşüncelerinin hızla kâğıda dökülmesidir. Kendinizi düşünün, aklınızda geçen tüm düşünceleri aralarında bağlantı olmadan kaleme alın; işte bilinç akışı budur. Ama tabii ki bu kadar basit değildir. Karakterlerin o günü, öncesinde yaşadıkları, dış dünyada gördüklerinin düşüncelerine yansıması vb. unsurlar okuyucuyu sıkmadan, ustaca verilmelidir. Türkali de bunu romanında ustalıkla sergilemiş. (Yalnız, yazar bu yöntemi yalnızca ana karakterler Günsel ile Kenan?a değil de diğerlerine de uygulasa iyi olmaz mı demeden edemedim.)

Ve gerçeklik. Bir Gün Tek Başına için söylenebilecek belki de en doğru şey ?gerçeklik?. Kendi adıma söylersem, hayatımda Bir Gün Tek Başına?dan daha gerçekçi bir roman okumadım ben. Üniversite öğrencilerinin müdüriyetlerde yaşadıkları, Kenan?ın ikilemleri, Nermin?in fedakâr, silik kadın tipi ve Günsel?in sertliği? İnanın, yıllar geçse de hâlâ Kenan?ın ilkokula giden kızına gecenin bir yarısı attığı tekmenin şokunu yaşıyorum.

Dil konusunda Türkali?yi değerlendirmek çok da haddimize değil. Ancak yine de şunu söylemek istiyorum ki ben dil ile birlikte kelime bilgisini de arıyorum okuduğum romanlarda. Çoğu zaman da bir alışkanlık olarak, anlamını bilmediğim kelimelerin altını çizip, sonra bunların anlamlarını sözlükten bularak kelime defterlerime geçiriyorum. (Herkese tavsiye ederim.) Bir Gün Tek Başına?yı okurken anlamını bilmediğim bir kelime ile karşılaşmadım.

Karakterler
Kenan

Roman yayımlandıktan sonra Kenan?ın olumlu mu, yoksa olumsuz mu bir karakter olduğu edebiyat çevrelerinde tartışılmış. Ben de bu konuda ?olumlu?ya yakın olmakla birlikte kararsızım.

Kenan duygusal, çift kişilikli olmasa da ikiye bölünmüş, kimi zaman dengesiz, alıngan, yaşına rağmen çocuk bir karakter. E ,tabii bir de korkak. Kenan karakteri romanın hiçbir sahnesinde, diyalogunda kendisi ile çelişmiyor. Sizlere finali söylemek istemiyorum, ama ben korkak Kenan?dan sonunda böyle bir cesaret beklemiyordum.

Günsel
Sert, inatçı, idealist ve cesur. Fikrî anlamda genç, ateşli bir komünist. Günsel?in özellikle Kenan ile ilişkisinde yaşadığı sorunlara gerçekçi yaklaşımı, kendi deyimi ile feodal geleneklere küçümseyici bakışı ve hepsinden önemlisi kadınca kaprislere uzaklığı, onun karakterini okuyucu nezdinde daha da pekiştiriyor.

Gelişme ve Sonuç
Kitabın ilk 500 sayfalık kısmını okuduğunuzda, eser hakkında Mehmet Rauf?un Eylül?üne rakip bir psikolojik roman olabilir diyebilirsiniz. Fakat kitabın üçte birlik son bölümünde olaylara öyle bir hareketlilik geliyor ki yer yer müthiş bir aksiyon romanına dönüşüyor eser.
Final ise çok sonuçlu ve tahmin edilmesi gerçekten zor.

Son Söz
Bir Gün Tek Başına hem bir edebî eser hem de bir toplumsal hafıza ürünü olarak mutlaka okunmalı. Özellikle yakın tarihe uzak yeni kuşağın okuması önemli.

Başta söylediğimiz gibi, bir yazarın tarihini öğrenmek için de doğru bir başlangıç Bir Gün Tek Başına; hem de Türkali gibi usta bir yazarın.

Bir Gün Tek Başına?yı okuyanlar içinse, milattan sonraki ilk yüzyıl Mavi Karanlık. Yazarın ikinci romanı?

Tarihin ve edebiyatın izinde yürümeniz dileğiyle.

Bir Gün Tek Başına

Vedat Türkali

Everest Yayınları