Orijinal adı Twenty Wishes olsa da Türkçeye Bir Dilekle Başladı Her Şey adıyla çevrilen Debbie Macomber’ın bir hoş ve boş romanı daha…

Çok beğenmemiş olmama rağmen, seri kitaplardan birini okuduysam diğerlerini de okumak zorunda hissetme huyum nedeniyle son kitabı da okudum ve yine aynı tereddüdü yaşadım. Tüm bu kitapları yazan acaba Amerikalı bir yazar mı, yoksa bir ortaokul öğrencisi mi?

Kitabın baştan sona olay örgüsü öyle basit bir dille anlatılıyor ki 15 yaşındaki bir gencin günlük dili gibi. Karakterlerin tüm hareketleri detaylarıyla ağır ağır anlatılarak insanı çileden çıkartıp birkaç satır atlayarak okuma isteği uyandıracak kadar sıkıcı…

Fakat kitaba adını da veren söz konusu dilekler, fikir olarak hoş. Birçok insan, günlük hayat içerisindeki koşturmacadan hayallerini unutarak yaşıyor. Kitabın ana konusu, hayatı pek iyi gitmeyen ve hayallerini unutan dört kadının gerçekleştirmek istedikleri 20 dileği kâğıda geçirmesi. Kâğıt üzerindeki dilekler insanın kendine dair farkındalığını arttırıp gerçekleşmelerine bir adım yaklaştırıyor sanki.

Hikâyede yer alan dört ana karakter de ne istediklerinden emin olduktan sonra onları gerçekleştirmek üzere atılımlarda bulunuyorlar. Yeniden âşık olmayı dileyen iki kadın aşkı buluyor, bir diğeri eşinin anısına vakıf kuruyor, ana karakter Anne Marie de vefat eden eşinin acısıyla ettiği mücadeleyi kazanıp hayata yeniden tutunuyor ve hayalindekinden farklı bir biçimde olsa da bir evlat sahibi oluyor.

Kitap edebi açıdan tatmin etmese de kişiyi kendi dileklerine dair sorgulatıyor.

Yazarın dediği gibi ?Dilekler, içtenlikle istenince gerçekleşen hayallerdir…? Öyleyse iyimser tutumlarımızı çabalarımızla birleştirirsek dileklerimiz de gerçek olabilir.

Bir Dilekle Başladı Her Şey

Debbie Macomber

Çeviren: Ozan Aydın

Martı Yayınevi