Gogol?ün 1835-1842 yılları arasında yazdığı altı uzun öykü ?Petersburg Öyküleri?ni oluşturur. Can Yayınları’nın Bir Delinin Güncesi ismiyle yayınladığı kitapta bu altı öyküden üçünü okuma fırsatı bulabilirsiniz. Bu üç öykü: ?Bir Delinin Güncesi?, ?Kaput? ve ?Burun?dur. Kitapta yer almayan diğer üç Petersburg öyküsü ise ?Nevski Caddesi?, ?Portre? ve ?Araba?dır.

Dilerseniz öyküleri konuşmaya geçmeden önce Gogol?un yaşamını biraz hatırlayalım. Çünkü eser yazarın hayatının bir yansımasıdır. Bu pencereden bakıldığında karakterler ve olaylar daha anlamlı olabilir.

Gogol, tam ismiyle Nikolay Vasilyeviç Gogol, bir pomeşçik (derebey) ailesinden gelmektedir. Gogol?un çocukluğu renkli köy hayatı ve varlık içinde geçmiştir. Babasının 1825?te ölmesinden sonra Gogol 1828?de Petersburg?a gelir. Başlangıçta edebiyat çevrelerine girmeye çalışan genç Gogol büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Pahalı yaşam koşulları içinde ayakta durabilmek için de bakanlıklardan birinde küçük bir yazıcılık işi bulup çalışmaya başlar.

?Bir Delinin Güncesi?, ?Kaput? ve ?Burun? öykülerinin ana karakterlerinin (Aksenti İvanoviç, Akaki Akakiyeviç ve Kovalev) üçü de Petersburg?da düşük dereceli memurlardır ve genç Gogol?un o yıllarda hissettiklerinin ve yaşadıklarının dışavurumlarıdır.

Bir Delini Güncesi

?Bir Delinin Güncesi? belki de Petersburg Öyküleri?nin en başarılısıdır. Bir dairede memurluk yapan Aksenti İvanoviç?in akıcı iç konuşmaları, kelime zenginliği, alaycı toplum eleştirisi, güldürürken hüzünlendiren olayları eseri zirveye taşır. Kitabın konusu aslında basittir. Aksenti, çalıştığı dairede genel müdürünün kızına âşık olur, bir süre sonra genel müdürün kızının ve diğer köpeklerin konuşmalarına şahit olur, en sonundaysa kendisini İspanya Kralı zannederek tımarhanede bulur. Fakat tüm bu olaylar anlatılırken genel müdür ve diğer rütbeliler nezdinde sistem eleştirisi, ana karakterler ve diğer memurlar ile küçük insanın analizi ve bir ruhun yaşadığı güldüren ıstıraplar ustaca anlatılır.

Öyküdeki güncenin 3 Aralık tarihli bölümünde Aksenti?nin dile getirdiği şu cümleler öykünün ana düşüncesi gibidir:

??Niçin ben bir levazım generali ya da genel vali filan değil de yalnızca ufak bir kalem efendisiyim? Evet, niçin başka bir şey değil de kalem efendisi? İşte bunu bilmek isterim??

Kaput

?Kaput? öyküsü oldukça komik ve hüzünlü bir öyküdür. Belki de bizlere bu iki zıt kelimeyi bir arada kullandırabildiği için başarılıdır.

Bu öyküde ana karakter Akaki Akakiyeviç?tir. ?Bir Delinin Güncesi?nde anlatıcı ana karakterken, burada yazardır.

Akaki eskiyen kaputunun yerine bin bir zorlukla yeni bir kaput diktirir. Yeni kaputunu giydiği günün gecesinde daireden müdür yardımcısının doğum gününe gider. Sabaha karşı davetli olduğu evden ayrılır ve yeni aydınlanan sokakta yürürken iki hırsız sırtından kaputunu çekip alırlar. Kaputunun bulunması için devlet daireleri başta olmak üzere pek çok yere müracaat eden Akaki bir sonuç alamaz. Burada Akaki?nin mücadelesi yine devlet kurumları ve rütbeli kişiler başta olmak üzere sisteme yönelik bir taşlama mahiyetindedir. Akaki çok dayanamaz ve sonunda humma geçirerek ölür. Fakat okuyucunun sandığının aksine hikâye burada bitmez!

Gogol?ün ?Petersburg Öyküleri?nde karakterler ya delirir ya delirme noktasına gelir ya da sıkıntıdan, hummadan ölür. Fakat burada asıl düşündürücü olan yazarın aynı zemin üstünde, tıpatıp aynı karakterlerle altı farklı ve unutulmaz öykü çıkarmasıdır.

Burun

?Bir Delinin Güncesi?nde köpekle konuşmak Aksenti?nin bir deliliği olduğundan gerçeküstülük yoktu. Kaputta hortlak olarak dolaşan memuru saymazsak kendi içinde olaylar gerçekti.

?Burun?da ise Gogol gerçeklik dışına çıkar. Kovalev?in burnunu kaybetmesi ve her yerde onu araması zihinleri biraz karıştırabilir, hatta bazılarında ?saçmalık? olduğu düşüncesine yol açabilir. Belki de üç öykünün yer aldığı bu kitap düşünüldüğünde eleştirilebilecek tek yer bu nokta. Okuyucunun ?saçma? düşüncesine kapılması bir yerde yazının zayıflamasına bağlanabilir. Sonuçta her zaman yazar örgüleri sağlam atamayabilir. Ve bir toplu iğne başı kadar açıklık sizin gözünüze batar.

Fakat Gogol yeteneğinde bir yazar için bu şekilde bir tespit çok da gerçekçi değildir. Belki bu durumu da daha önce yaptığımız gibi Gogol?un hayatına, edebiyat serüvenine bakarak açıklayabiliriz.

Gogol?un ünlü yazar Puşkin?le tanışmasından sonra eserlerindeki kaygısız havanın değiştiğini biliyoruz. Bu kaygısız hava yerine yazar daha ayakları yere basan, toplumsal eserler kaleme almaya başlar. İşte Burun gibi toplumsal nitelikli öykünün gerçekdışı saçmalığını belki yazarın karakterine, o ilk el alışkanlığının zaman zaman ortaya çıkmasına ve üzerindeki Puşkin zırhını delmesine verebiliriz.

Sonuç

Gogol?ün bu üç ?Petersburg Öyküsü? gerçekten okunmaya değer öyküler. Sayfaları çevirirken kelimelerin zenginliğine, birbiri ardına ustaca dizilmiş cümlelere kendiniz şahit olacaksınız. Fakat Gogol öykülerinde kelimelerin ve cümlelerin diziliminden çok daha fazla sizi etkileyecek şey duygularınızın dizilimi olacaktır.

Evet Aksenti?nin, Akaki?nin ve Kovalev?in durumlarını okurken gülerken ağladığınızı, ağlarken kahkahalar attığınızı fark edeceksiniz. Ve o an duygularınızın sizin değil, size 1830?lardan seslenen bir yazarın elinde olduğunu göreceksiniz. Ve belki de korkarak sevineceksiniz.

Rus Edebiyatından uzak kalmamanız dileğiyle?.

Not: Bu öyküleri hangi kitaptan okursanız okuyun, mutlaka Mehmet Özgül çevirisinden okuyun.

Bir Delinin Güncesi

Nikolay Gogol

Çeviren: Mehmet Özgül

Can Yayınları