İnsan hangi duygularla ?Bir de baktım yoksun? der? Bana sevdiği birini yerinde göremeyince dermiş gibi geliyor. En azından, kitabın başlığını görünce bu his uyandı bende. İçim cız etti. Son bir yıl içerisinde önce çok sevdiğim kedim öldü, sonra da babam? Bu ara ?yok olma? konusunda hassasım anlayacağınız.

Kitabın arka kapağından, yüzünden ve bakışlarından iyi bir insan olduğu izlenimini veren yazar bana baktı: Yekta Kopan. Neredeyse yaşıtmışız. Bu yüzü nereden tanıdığımı düşündüm. Meğerse televizyon programcılığı da yapıyormuş.

?Bir de baktım yoksun? bir hikâye kitabı. Açtım, ilk hikâye ?Sarmaşık?. Aman Allahım, ilk paragraf tüylerimi diken diken etti: Hikâye kahramanının sekiz yıldır her sabah beslediği sokak kedisi ortada yokmuş! Kitabı kapattım. Dört tane yavru sokak kedisini sokakta ölmek üzereyken bulduğum, onları yuvalandıramadığım için 15 gündür uykularımın kaçtığı bu günlerde, devamını okumaya cesaretim yoktu. Her an ağlayabilirdim. Ya benim sokak kedilerim de ölürse! En iyisi kitabı biraz bekletmekti?

Ben de beklettim. İki gün. Sonra bütün cesaretimi toplayarak, kedinin öldüğü gerçeğine de kendimi alıştırarak okumaya başladım.

Demiştim ya, bu bir hikâye kitabı ve altı hikâyeden oluşuyor. Hikâyelerin hepsinde ölüm var: Daha çok babanın ölümü, ama kedi, anne ve eş de ölüyor. Ölüm? Hayatın en acı gerçeği. Hayatın gerçeği, yanlış söylemedim, çünkü hayat olmazsa ölüm de olmaz. Hikâyelerin kahramanları ölümü kabul etmesine kabul ediyor da, ölen kişinin artık olmamasını kabul edemiyorlar.

İlk hikâye ?Sarmaşık?ta hikâye kahramanı ölen babasıyla buluşuyor. Hayal ve gerçek birbirine karışıyor. İkinci hikâye olan ?Portobello 22? kahramanın babasının ani ölümü yüzünden gerçekleşmeyen bir aşk hikâyesi. Hayaller, gerçekler? Hangisi hayal, hangisi gerçek? ?Kırmızı? da hayatını ve tüm varlığını ünlü bir yazarın eskizine yatıran bir esnaf anlatılıyor. Yine ölüm var. ?Battaniye?, baba, kız ve babaannenin birlikte bir günü, yine ölüm? ?Kertenkele?de ölüm kaza mı, cinayet mi diye soruyor insan. En son hikâye ?İyi uykular? ise ölen babayla vedalaşma ve hayata devam?

Bütün hikâyeler, kahramanının ağzından anlatılıyor. Hikâye kahramanı erkek. Altı hikâyenin de kahramanı aynı kişi gibi sanki. Hayallerin gerçeklerle iç içe geçmesi bana Orhan Pamuk?un Yeni Hayat romanını hatırlattı.

Bir de, hikâyelerden iki tanesinde Edward Hopper adlı ressamın resimlerine değiniliyor: House by The Railroad, Compartment ve Nighthawks.

Yekta Kopan?ın bu hikâye kitabı, 2010 Yunus Nadi Ödülü ve 2010 Haldun Taner Öykü Ödülü?nü almış. Yazar sonuna kadar haketmiş bu ödülleri. Hepinize okumanızı öneririm.

Bir de Baktım Yoksun

Yekta Kopan

Can Yayınları