Muhafazakâr bir toplumda yetişmiş, aykırı, yabani bir ot… Meryem…

Bukle bukle sarı saçlı, dillere destan güzelliği ve bilgisiyle Leyla…

Birbirinden ne kadar da ayrı olan iki kadının hayatlarının kesişmesi…

Hem acıtması hem güldürmesi…

Meryem annesi Nana’yla birlikte, kırık dökük bir evde, babasız, beş parasız yaşarken Leyla sürekli şiir okuyan, bilgili ve onu bir o kadar seven babası ve annesiyle birlikte yaşamaktadır.

Ne var ki yapılan işgaller, sınırlamalar bu iki kadını aynı eve hapsediverir. Hem de kötü bir şekilde.

Kara bahtım, kör talihim demek kolay, peki ya sonrası?

Bu kitaba çok büyük umutlarla başlamıştım. Hiçbiri boşuna çıkmadı. İlk gün fazla okuyamadım ama ertesi gün 260’ı aşkın sayfa okumuşum. Metroda, otobüste, her yerde elimden düşüremedim.

Ama en güzel bölümünü eve sakladım.

Sonunda beni çok şaşırtan bir sürprizle karşılaştım.

Ve hiç direnmedim, engel olmadım. Gözyaşlarım aktı, aktı, durdurmadım.

Aynı bölümü tekrar tekrar okudum ve kitap bittiğinde kapattım, ters çevirdim ve bir süre hareketsiz kitabı düşündüm.

Hâlâ etkisinden çıkamadım.

Yürüdüğüm sokaklarda burkasıyla karşıma Leyla çıkacakmış, Azize ayaklarıma dolanacakmış gibime geliyor. Zalma?yla birlikte top oynayacağım ve o an kanatlarıyla Meryem geliverecek.

O hüzünlü gözleriyle uzun uzun bana bakıverecek. Yılların verdiği yorgunlukla buruş buruş olan ellerini bana doğru uzatacak ve başımı okşayacak sanki…

Afganistan ve yüreğimi dağlayan hikâyeler…

Daha fazlası için haydi kitaba! Her şeyin daha fazlasını bulacaksınız…

Bin Muhteşem Güneş

Khaled Hosseini

Çeviren: Püren Özgeren

Everest Yayınları