“O kadar da yalnız değilim diye düşünüp gülümsedi. Sahilde yürüyen, sonra durup yerleri koklayan, sonra yine yürüyen ama hiçbir amacı olmadığı anlaşılan ve büyük olasılıkla canı sıkılan köpeğe baktı. Islık çalınca başını döndürdü köpek ve kuyruğu birkaç kez sallandı. Bu seslenişten hoşnut kaldığını göstermek istiyordu. Sonra yine başını önüne eğip sarsak adımlarla yürüdü. Uzun süre izledi onu.”

Kalabalıklar içinde yalnızlığı yaşayanların, ötekilerin, ezilmişlerin, hayata mağlup başlayanların dünyalarını yazan bir öykücü Cemil Kavukçu. Bilinen Bir Sokakta Kaybolmak kitabında da bu anlayışı devam ettiriyor.

İnce, içten dili ile güldüren hikayelerden oluşan bu küçük öykü kitabı senin benim hepimizin yolda metroda okulda hayatın herhangi bir noktasında nefes almamızı sağlayacak küçük bir pencere. Çünkü bahaneler, işler ve karmaşa içerisinde okuyamıyoruz, nefes alamıyoruz. Kavukçu öykülerinde bunu çizgi dışı bir üslup ile dile getirmeyi ihmal etmiyor:

Uzun zamandır yapmadığım bir şey. Okumak. Evet, yıllardır okumuyorum. Eskiden okurdum. Tanıdığım birçok kişi de eskiden okurdu. Şimdi okumuyoruz. Gerekçemiz çok açık: yaşam koşulları. İş, güç, ev bark, çoluk çocuk. Olmuyor tabii.  Bütün bunların insanın kendini kandırmak için uydurduğu ve hiçbir geçerliliği olmayan bir arkadaşımla karşılaştım. Kendimize zaman ayırmıyorduk. Okumuyor, konuşmuyor, düşünmüyorduk. Gitgide başkalarına benziyorduk. Batıyorduk. Konuş Koca Papaz,  diyorum içimden: Konuş!”

Bilinen bir sokakta kaybolacak kadar aciz canlılar olduğumuzu iç dünyamıza vurgularken aynı zamanda Amca İhsan, Suzi, Ömer gibi sıradan karakterler ile de hepimizin dertlerini sıradışı dili ile kaleme alıyor. Hepimizin iç kırıntılarını içinde barındırıyor.

151 sayfadan oluşan Can Yayınları tarafından 2016 yılında basılan bu küçük ama dikkat çekici öykü kitabı okuma listenize girecek değerde.

Sevgiyle, kitapla kalın…

Bilinen Bir Sokakta Kaybolmak

Cemil Kavukçu

Can Yayınları