Vücudumuz, gezegende varlığını sürdürebilmek için yer çekimi, rüzgâr, sürtünme vb. gibi şartlara dayanabilecek şekilde ilkel bir dizayna sahip. Evrim süreci, zaman içerisinde insan macununa şekil verse bile, Dünya şartlarına göre uyarlanmış vücudumuz, belki de sadece Dünya?ya değil, ama Evren?e ait bir şey ihtiva ediyor. Bu gizemli hazinemizi, en kalın kemiğimizle sarmalamışız. Minik bir kafese hapsolmuş beynimiz, saatli bir bomba gibi sabırla beklemekte, evriminin tamamlanmasını. Ancak bu süreçte, insanoğlunun beyni ile vücudu arasındaki gelişim hızı ne yazık ki doğru bir orantı sergilemiyor. Beyin hızla gelişirken, vücudumuz yeryüzü şartlarına tabi olmak zorunda. Saniyede 120 kelimeye kadar düşünebilen beynimiz, gırtlak, ağız ve dil yapısı yüzünden bunlardan sadece birkaç tanesini seslendirebiliyor aynı anda. Belki de tiz bir ses çıkararak haberleşebilecek yeteneğe sahip olmamıza rağmen kolay olanı seçiyoruz. Aslında zihnimizin şifrelerini keşfedebilecek bir zihin geliştirememiş olmamız ne ilginç!

Diğer yandan algı sınırlarımız, beynimizin kapasitesini keşfetme arzumuzla sınırlandırılmış. Evet, biz insanlar tembel varlıklarız. Algı ve zihin yeteneğimizi idrak etme ihtiyacı bile duymuyoruz. Algılarımızın sınırsızlığını keşfedene kadar da bu sınırlarla yaşamaya devam edeceğiz.

Beyin Kuralları, insan beyninin çalışma prensiplerini yalın bir dille, günlük yaşamdan örnekler eşliğinde, beyni parçalara ayırarak anlatıyor. İnsan zihnini, nasıl düşündüğümüzü, hafızamızın nasıl oluştuğunu, davranışlarımızın nasıl şekillendiğini, zihin ve algı sınırlarımızı keşfetmemizi sağlayacak gizli kapıları aralamak isteyenlerin mutlaka bu kitabı okuması gerektiğine inanıyorum.

Albert Einstein,  “Aklımın almadığı tek şey, bu Evren?in aklımıza nasıl sığabilmiş olmasıdır.” demiş. Aklımın almadığı tek şey, bir aklımız olması?

Beyin Kuralları

John Medina

Çeviren: F.Gökhan Tuna

Kuzey Yayınları