Mahir Ünsal Eriş’in öykülerini topladığı ilk kitabı. Evvelden kapak fotoğraflarına bakıp, arkalarını okuyup “gerek yok” kategorisine yerleştirirdim kitapları. Şimdi bardağın dolu tarafından bakıyorum ve “Tam da bu!” diyorum. Bu kitapta öyle oldu benim için. Arka kapaktaki Ringo öyküsünden alınmış paragraf minimalistliğiyle beni benden aldı.

14 öyküden oluşuyor kitap. Tablonun bütünü hüzünlü gelse de fırça darbelerine daha yakından bakınca umut dolu öyküler. Hayatın gerçeklerinden beslenmiş. Aşk ve ölüm her öyküde var. Bazılarında başroldeler, bazılarında figüran. Samimi gelişi, insanı içine çekişi, su gibi akıp gidişi bundan galiba. İnsanın kendi gerçekliğiyle karakterlerin hayatları karışıyor birbirine. Doğduğum yerin denizlisi gibi düşündüğüm Çanakkale’de gezdim. Doyduğum yerin, Ankara’nınsa sokaklarında dolaştım, Eriş’in hâkimiyetinde. Müteşekkir olduğu Bandırma’yı da görmüş kadar oldum satırlarda.

Eriş, olaylar karşısında cereyan eden fizyolojik ve psikolojik tepkileri o kadar ayrıntılı ele almış ki “Yaşamadan yazamaz insan.” diyorsunuz. Ancak regli tarifinden sonra cevabınızı alıyorsunuz. İnsan ruhuna ve anatomisine edebi hâkimiyeti büyüleyici.

Öyküler arası karakter ortaklıkları da yine beni etkileyen şeylerden. Erdinç Hoca’nın, Gülderen’in yıllar önceki ya da sonraki hallerini görmek zihinde yeni bağlantılar kurduruyor. Yeni bir başlıkla karşılaşınca “Bakalım bu sefer kim çıkacak?” heyecanı sarıyor. Zamansız pekiştirip göz kırpıyor yazar. Bunun yanında son öyküsü “Biraz Uzunca Bir Diyet Hikâyesi” Alejandro González Inarritu filmleri gibi. İç içe, kesişimli, merak uyandırıcı. Gönlüm yine de sonu bize bırakılmış Ringo’dan yana elbette.

Biraz Barış Bıçakçı, az buçuk Yekta Kopan aromalı öykülerden çizdiğim bir kaç satır:

“İçime bir ad koyacak olsam Leyla derim, öyle güzelim.”

“Demek ki aşk, âşık olduğun şeyin üstünde bir şeydi.”

“Ateşsiz sigara ne zor, sigarasız ateş ne üzücü şu hayatta…”

“Kadınlar hep olmadık zamanlarda gitmeyi severler, biliyorum.”

Daha fazlası için siz Ferdi çalan eve gidin, bense “Olduğu Kadar Güzeldik”le devam edeyim.

Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde…

Mahir Ünsal Eriş

İletişim Yayınları