Ursula K. Le Guin Balık Çorbası’nda, uzak ve masalsı bir mekânda geçen sıradışı bir dostluğu betimliyor önce. Sonra bu sıradışı dostluktan bir anne ile baba peyda oluyor. Anne “Yazan Kadın” balık tutacak bir oğlan çocuğu istiyor; baba “Düşünen Adam” ise elbise hışırtısından ibaret bir kız çocuğu.

Ursula K. Le Guin’i bütün fantazya meraklıları tanır. Kendisi, başka pek çok şeyin yanı sıra, Yerdeniz dizisinin, pek çok roman ve hikâyenin yazarı ve bana göre fantazya karakterlerinin belki de en iyisi olan Ged’in yaratıcısıdır. Ged de bir büyücüydü; Roke Adası’ndaki okulda eğitim görmüştü ama sabırsızlık ettiği için başı dertten kurtulmadı. Hatta Le Guin, Rowling’in Harry Potter ile edindiği şöhrete, kitaplarının pek beğenilip inanılmayacak kadar çok satmasına hayli bozulmuş, kendisinin de bir büyücü okulu yarattığını hatırlatmıştı. Ama çocuklar, onların gönlüne daha uygun olduğu için Hogswart’ı tercih ettiler. Belki büyükler Roke’taki okulu daha çok seviyordur, şahsen ben ikisini de seviyorum.

Fantazyanın üç dört büyük yazarından biri olan Ursula K. Le Guin, çocuk kitapları da yazıyor. Daha önce, Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan Kanatlı Kediler dizisini okumuştuk. S. D. Schindler’in resimlediği kitapta Le Guin, Bayan Jane Tabby’nin kanatlı çocukları olan dört kediyi anlatıyordu. Şehri bırakıp kırlara yerleşmek istiyorlardı. Yazar, tehlikeden, korkudan, kaybetme duygusundan uzak durmasa da, bütün bunlara rağmen hayatın tadının çıkabileceğini ve kişilerin gene de sevip doğru davranabileceğini anlatıyordu. Elbette, kedilerin esrarlı dünyasını da gözler önüne sermeyi ihmal etmiyordu.

Şimdi de Maholu Yazan Kadın ile Mohalı Düşünen Adam’ın hikâyelerini anlatıyor. Kediler mi dediniz? Onlar kadının evinde, uçan farelere eşlik ediyorlar. Yazan Kadın ile Düşünen Adam birbirlerinin arkadaşlığından hoşlanıyorlar. Buna karşılık birbirinden bağımsız hayatları ve evleri var. Birbirlerini ziyaret etmek için yollar aşıyor, tepelerden inip çıkıyorlar. Adam fazlaca “titiz ve temiz”. Kadının titizlikle hiç ilgisi yok, o yazıyor.

Yazarın hayal gücü, önce kadının evinde geminden kurtuluyor: ev hayvanı kılıklı uçan fareler, Le Guin kedileri, örümcek ağları. Demek diyoruz, kendini sadece işine veren bir kadın, normal şartlar altında kadınlardan beklenen işlerin hiçbirisini yapmadan da hayatını sürdürebiliyormuş. Fare sevmiyorsanız (ancak, bunlar sevimli) biraz temizlik yapacaksınız. Dolabın kapağını açtığınızda içinde yiyecek bir şey bulmamak işinize gelmiyorsa da ocağın başına geçmekte fayda var. Buna karşılık Düşünen Adam’ın titiz, tertipli tabiatını da biraz sıkıcı bulabilirsiniz.

Ama önemli olan, onların bir araya gelince neler yarattığı; yani dostlukları dışında… Bir seferinde, masanın başına oturmuş konuşurlarken, nasıl bir çocuk isteyebilecekleri konusunu açıyorlar. Hani, bir çocukları olacak olsa? Sohbet bu ya… Adamın aklından bir kız geçiyor, ama bu kız çocuğu sadece bir giysinin hışırtısı ve küçük ayakların pıtırtısından ibaret sanki. Kadın ise çorbaya koymak için balık tutacak ve başka bazı yararlı işleri yapacak bir oğlan düşlüyor. Sonunda farkında olmadan hayallerinin gerçekleşmiş haliyle karşı karşıya kalıyorlar, hem de hesapta olmayan sürprizlerle.

Balık Çorbası, büyüklerin hiç de gerçekçi olmayan beklentileri üzerine mizahi ve fantastik bir kitap. Bütün çocuklar, büyüklerin ne kadar saçma sapan şeylere akıllarını taktığını, çocukları için onları hiç ilgilendirmeyen ne tür hayaller kurduğunu bilir. Büyüyünce ne olmanızı istedikleri meselesini hiç açmayalım şimdi. Burada da büyüklerin beklentilerinin hiç de mantıklı olmadığı ortaya çıkıyor. Oğlan sadece görevleriyle ve işe yarar olmasıyla kendini belli ediyor. Kız ise, Düşünen Adam’ın hayal ettiği gibi elbise ve ayakkabılardan ibaret kalıyor. Bir anlamda anne ile baba diyebileceğimiz, hayal ettikleri çocuklarla karşı karşıya kalmış Yazan Kadın ile Düşünen Adam, acaba onlardan ne kadar yanlış ve orantısız şeyler beklediklerini fark edecekler mi? Oğlandan her şeyi beklerken, kızdan da hiçbir şey beklemiyorlar çünkü.

Le Guin Balık Çorbası’nda, uzak ve güzel, masalsı bir diyarda, sıradışı iki kahramanı olan tuhaf bir hikâye anlatmış. Daha doğrusu bir efsane, çünkü Yazan Kadın’ın kitapları arasında Oxford Elf Sözlüğü ile Daha da Zorlaştırılmış Mantık da var. Bu öteki dünya halini, uçan fareler ile konuşan kediler de pekiştiriyor. Bunu yazarken, küçüklü büyüklü hayranlarının sonuçtan memnun kalacaklarını düşünüyoruz.

*Bu yazı, İyi Kitap dergisinin Mayıs sayısından alınmıştır. İyi Kitap’a ve Sevin’e sonsuz teşekkürler.

Balık Çorbası

Ursula K. Le Guin

Çeviren: Kemal Atakay

Resimleyen: Vicdan İleri

Elma Çocuk