Almanlar çocuk ve gençlik kitaplarını incelerken kılı kırk yarıyor. Türkiye’de bu durum nasıl bilmiyorum ama kitapçıların çocuklara ayrılmış bölümünün giderek renklendiği kesin. Virginia Woolf: Görünmeyenin Yazarı ve Balık Çorbası buna iki güzel örnek.

Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı’nın en ilgi çekici bölümlerinden biri çocuk kitaplarına ayrılmıştır. Raflardaki rengarenk kitaplar sizi adeta bir masal dünyasına götürür. Yeniden çocuk olmak ve hep çocuk kalmak istersiniz. Almanya’daki bazı kitapçıların çocuklara ayrılmış kısımları da öyledir. Boy boy çizgi romanların yanı sıra kaset ve CD kitaplar, DVD’lerin arasından çıkan masal kahramanlarının afişleri, maketler ve oyuncak bebekleri yaşınız kaç olursa olsun sıkılmadan saatlerce seyredebilirsiniz. Babaanne masalları ile büyümüş, sonra Ömer Seyfettin ve Kemalettin Tuğcu romanları ile gençliğe vicdan cenderesinden geçtikten sonra adım atmış bir kuşağın temsilcisi olan ben, hep keşke Almanya’da çocuk olsaydım diye hayıflanırım. En çok kızıl, örgülü saçlı, çilli yanaklı ve rengarenk çoraplı Pippi’yi severim. Neşeli, akıllı, güçlü ve her şeyden önemlisi özgür ruhlu olan Pippi sadece benim değil, farklı kültürden pek çok çocuk ve yetişkinin klasik kadın yargılarını alt üst etmiş bir kahramandır. 

Pippi ırkçı mı?
Berlin Teknik Üniversitesi Irkçılık Araştırmaları Kürsü Başkanı Wolfgang Benz, Alman feminist hareketinin yazınsal öncüsü sayılan Pippi’nin ırkçı olabileceği tezini ortaya attı. Pippi hikayelerinin satır aralarında sömürgecilik ve beyaz ırkın üstünlüğüne yönelik imalar bulan Benz, bu iddiasıyla pek çok kadının yüreğine kuşku tohumları serpmeyi başardı. Benz haklı olabilir, çünkü denizci babası Ebrahim’i “Zenci Kral” diye adlandıran Pippi hikayelerinden birinde de Kongo’dan “bu ülkede yalan söylemeyen kimse yok” diye bahsediyor. Gerçi yayınevi 1945’de yazılan bu hikayelerden “Zenci Kral” tanımlamasını iki yıl önce çıkarmış ama “ağaç yaşken eğilir” ata sözünü şiar edinmiş biz yetişkinler yine de çocuklarımızın ön yargılarla büyümesini istemeyiz. Bu nedenle ben Almanların özellikle çocuk ve gençlik kitaplarını incelerken kılı kırk yarıyor olmasından ziyadesiyle memnunum.

Masal kahramanları da önder olabilir
Türkiye’de bu denetim hangi titizlikle yapılır bilmiyorum ama geçenlerde elime geçen Türkçeye çevrilmiş iki çocuk kitabı, bende Türkiye’deki kitapçıların çocuklara ayrılmış bölümlerinin de rengarenk olduğu izlenimi yarattı. Elma Yayınevi’nin Türkçeye kazandırdığı kitaplardan birinin adı “Balık Çorbası”. Ursula K Le Guin’in kaleme aldığı masal dağınıklılıkla düzenin, temizlikle pasaklılığın, düşünce ile yazının kısacası kadın ile erkeğin uyumunu sıcacık bir dille anlatıyor. Diğeri ise ünlü İngiliz yazar Virginia Woolf’un çocuklar için yazılmış biyografisi Çocuklar konuşmaya üç yaşında başlayan Virginia’nın söylediği ilk sözleri, babasının hazinesinde neler olduğunu, sessiz sözleri nasıl yakaladığını, gizli sözleri nasıl konuşturduğunu Luisa Antolin Villota’nın kaleminden öğreniyor. Bazılarının satır aralarında ırkçılık keşfettiği ama benim buna rağmen çok sevdiğim 1945 yılı ürünü uzun çoraplı Pippi ile Virginia Woolf’un ortak çok yanı var. Yoksa nasıl dünya kadınlarına örnek olabilirlerdi. (Bu yazı http://t24.com.tr/ ‘ den alınmıştır.)

Balık Çorbası

Ursula K. Le Guin

Çeviren: Kemal Atakay

Resimleyen: Vicdan İleri

Elma Çocuk