Nobel Edebiyat Ödülü’nü bu yıl Fransız yazar Patrick Modiano kazandı. Biri çocuk kitabı olmak üzere Türkçeye çevrilmiş altı eseri bulunan Modiano, ülkemizde çok satan ve tanınan bir yazar değil. Ödül vesilesiyle uzun yıllardır depolarda bekleyen kitaplar, yeniden basılacak ve okurla buluşacak gibi görünüyor.

İsveç Akademisi, Modiano’yu çağdaş novella ustası olarak tanımladı. Özgün bir dile ve kurguya sahip Modiano’nun bellek sanatıyla yazıya dökülmesi en zor olan insan yazgılarını yansıttığı ve işgal altındaki yaşamları ortaya çıkardığı için komite tarafından ödüllendirildiğini belirtti. Modiano’nun edebiyatını; bellek, zaman, unutma, hatırlama, hafızayı yitirme, geçmiş ve şimdi arasındaki sıçramalar üzerine inşa ettiği biliniyor. Eserlerinde sık sık çağdaş şehir insanının yakın geçmişlerini buruk bir hüzünle hatırlayışını işliyor. Bu yılın Haziran ayında Tudem Yayınları’ndan yayımlanan Babam ve Ben isimli çocuk kitabının da aynı edebiyat anlayışının takipçisi olduğunu söyleyebilirim.

Kitabın anlatıcısı ve kahramanı Catherine, sıradan bir New York’ludur. Hayatının ilginç ya da tuhaf bir yanı yoktur. Bir kış günü New York’ta 59. Caddedeki evinin penceresinden, yönetmekte olduğu dans okulunu izlemektedir. Küçük bir kız, gözlüklerini kendisinin onun yaşlarındayken Madam Dismaϊlova’nın sınıfındayken yaptığı gibi sandalyenin üzerine bırakınca bellek harekete geçer. Hatıralar bir bir saklandıkları yerden çıkar. Modiano, 1960’lı yılların Paris’ini adeta yeniden inşa eder. Kafeler, restoranlar, sokak ve cadde isimleri, metro istasyonları, tren garları gibi ayrıntılar bakımından zengin anlatı, Pıtırcık serisinin çizeri Jean-Jacques Sempé’nin insanın içini ısıtan çizgileriyle birleşince hiç zorlanmadan kendimizi Paris’te hissederiz. Bu dünyada bizi neler mi bekliyor? Catherine ve Georges Certitude (Gerçeklik), ülkesi Amerika’ya dönmüş, kızına düzenli mektup yazan dansçı bir anne, bitmek bilmeyen ahlak ve dil bilgisi dersleri veren Bay Gerçeklik’in iş ortağı Raymond Casterade nam-ı diğer Kanca ve diğerleri…

Catherine babasıyla birlikte dükkânlarının üst katında yaşar. Yürüyerek okula gider. Haftanın iki günü okul kantininde yemek yer. Diğer günlerse babasıyla Le Picardie’de. Bay Gerçeklik iş randevularını Saint-Vincent de Paul Kilisesi’nin önündeki küçük parkta verir. Kanca bu durumdan hiç hoşlanmaz ve durmadan söylenir. Ama bunun bir çaresi vardır! Onu görmek ya da duymak istemedikleri zaman baba kız gözlüklerini çıkartırlar. İnsanlar ve nesneler keskinliğini kaybeder, her şey netliğini yitirir, sesler bile giderek daha boğucu bir hâl alır. Modiano, bu dünyayı öyle güzel, sıcak ve ustalıkla kuruyor ki zaman dursun, baba kız sonsuza kadar orada, öylece kalsın istiyor insan. Ancak zaman kendi hızında akmaya, bizi geleceğe taşımaya devam ediyor. Anlatı bitip yeniden New York’a döneceğimizi hissederken Catherine’in sözleriyle avunuyorum. “Hep aynı kalacağımızı düşünsek de geçmişimiz sanki sonsuzluğa uzanıyor. Catherine Gerçeklik adındaki küçük bir kız, Paris’in 10. bölgesindeki sokaklarda babasıyla dolaşmaya her zaman devam ediyor, biliyorum.”

Çocuk okurlar İngilizce ve Fransızca yer isimleriyle dolu metni okurken zorlanır mı bilmiyorum (kitabın arkasında yabancı sözcüklerin özgün okunuşları var), ama birkaç saatliğine de olsa gündemden uzaklaşıp bu dünyaya konuk olmak, baba kızın sonsuza kadar orada mutlu yaşayacağına inanmak bana iyi geliyor.

Babam ve Ben

Patrick Modiano

Çeviren: Sibil Çekmen

Resimleyen: Jean-Jacques Sempé

Tudem Yayınları