Aslında birkaç hüzünlü bakıştan ibaret acıların, dudaklarından dökülecek beş-altı kelimeye tekabül eden cümlelerinden yalnızca biraz daha gerçek. İçinden bir ıkınma ile atıldığın rahimden, ?Merhaba? dediğin mucizevi hayat ise sadece biriktirdiğin yıllarının, yeni basacağın yaşlarından intikamı.

?? Zevk ve acıyı insanların birbirlerine sırayla verdiklerini öğrendi?. Önce çocuklar ebeveynlerine, sonra ebeveynler onlara, önce geçmiş geleceğe, sonra gelecek geçmişe, önce doğa insana, sonra insan, önce ölüler hayattakilere sonra hayattakiler… Sırayla… Birbirlerine… Acı ve zevk verip… Sonsuza kadar… Mutlu… Dolce Vita, amına koyayım!?

Herkes, sırtında kendisi için ayrılmış küfesi ile iner çıkar kendine ayrılmış yokuşlardan. Diğerinin küfesi seninkinden ağır ya da hafif değil. Diğerinin yokuşu seninkinden dik ya da eğik değil. Sadece seninkinde biraz daha az hayat var. Başında beklediğin, yeşerttiğin, suladığın, temizlediğin mezarda, içinde yaşadığın, geçiştirdiğin, kirlettiğin zamandan daha fazla yaşam yok. Ve bunca zaman ?Ben buradayım, sen neredesin?? diye aradığın, adınla aynı ada sahip, acına benzer acıda ama korkundan başka korkularda, suçundan farklı suçlarla ömrünü dolduran ve seni ?diğer kendinle? tanıştıracak olan, belki de, ellerini hayatınla kirletmeden önce, kir sandığın topraktan temizlemek için sana su dökendir…

?Ben ölüyüm! Bunu anlayabiliyor musun? Ölü! Sadece daha gömülmedim, o kadar!?

Kullandığın harflerle değil unuttuklarınla anlatmaya çalıştığın nedenlerin benim için az. Vurulmak ya da vurmak, öldürmek ya da ölmek, sevilmek ya da sevmek, korkutmak ya da korkmak, yaşatmak ya da yaşamak için sebeplerin ise çok az. Herşeye daha az zarar verirsin ayıplayarak uzaktan bakmaktansa pisliğin içinde debelendiğinde. O zaman daha az konuşursun daha fazla anlatarak. Ve belki de daha fazla anlarsın daha az uğraşarak belli mi olur?

?Herkesin öyle bir hikâyesi yok muydu? Başlayıp da bitiremediği. Çünkü kimsenin dinlemediği… İçine atmak diye birşey varken, anlatmaya ne gerek vardı? İçine atıp sifonu çekmek varken. Alkolle dolu bir sifonu…?

Ama şunu bil ki, artık ruhundaki kasırgayı dindirmeye çalışsan da az. Çok az….

Ne kadar çok bağırmak istesen o kadar sessiz, ne kadar çok anlatmaya çalışsan o kadar aZ.

Az

Hakan Günday

Doğan Kitap