Sözün ?önü? aşk için yazılmış çok sert ve isyankâr cümlelerle başlıyor ama şaşırmamak gerek. Bunun otobiyografik bir roman olduğunu düşünürseniz ve Şems hakkında da biraz bilgi sahibiyseniz şaşırmayacağınıza eminim. Nazan Bekiroğlu?nun mukaddimesi ile mest olacaksınız kısa bir süre. Sonunu ?Yalnızlık aşkın vekaletidir, ölüm aşkın kefaretidir? diyerek bitirdiği yazıyla, aşka aşk ile baş veren Şems?in hayatına dalıyoruz.

Çocuk yaşta kendisini anlamayan babasına, kendisini kaz yumurtasının altındaki tavuğa benzeterek ?Ya benimle deryada yerinizi alın ya da gidin kümesinizde yaşamaya devam edin? dediğinde, babası ?Dosta bunu yapıyorsan düşmana neler yaparsın? diyebilmişti ancak. Evet, o farklıydı ve kendisini anlamayanların içinde kaybolmak istememiş, kendisini aramaya çıkmıştı. Onunki bir yolculuktu, vardığı yerlerde yalan yanlış bilgiler, üzerine cübbe misali kara bir gölge gibi çöküyor ve sakınmadan korkmadan kelamını ediyordu. Ama bunların bir önemi yoktu, çünkü o aramaya çıkmıştı, dualarının karşılığında da Hak?tan işareti almış ve Tebrizli Şems, Konya?da hamuşunu bulmuştu: Celaleddin-i Rumi. Kendisine ayna olacak olan Rumi?ye aşkla ulaşmıştı, bu iki okyanusun aşkı  okyanusları bile yakacak kadar güçlüydü. Rumi yanmaya başlamıştı, artık Mevlana olmuştu.  Mevlana?yla ve Mevlanasız geçen günlerini dinleyeceğiniz Şems?in aşk yolculuğu, aşksızların katı gönülleriyle, ruhsuzluklarıyla birlikte son bulacak, ya da benim de inandığım gibi kitap böyle son bulsa dahi söylenildiği gibi yolculuk hâlâ devam ediyor, hem de aşkla…

Bende dâhil olmak üzere günümüzde pek çok insanın anlamaktan ziyade ancak hayran kalabileceği bir yoldaşlık, hâldaşlık,candaşlık anlatılıyor romanda.  Mevlana ve Şems?e dair çok kitap yazıldı. Birkaçını okudum, bu kitap en iyilerinden ve sıkıca sarıldıklarımdan birisi, aşkı aşkla yazdığı açık olan yazarın aşk derinliğindeki cümlelerinden herhangi biri duraksamanıza ve düşünmenize sebep olabilir. Çok etkileyici bir dili olduğunu siz de göreceksiniz. Kitap adına tek olumsuz eleştirim ise imlâ konusunda daha dikkatli olunup, daha anlaşılır bir şekilde yazılabilirdi diyeceğim ama korkuyorum, çünkü aşkla yazılan bu aşkın romanını anlamaya bendeki aşk yeterli olamamıştır muhtemelen.

Aşksız geçen anların ne kadar boş olduğunu düşünürsek -neye ve kime göre olduğu değişecektir- gerçek aşka sahip olabilmenin ayrıcalığına sahipseniz  sıkı sıkı tutunun aşkınıza ve ona iyi davranın.

Aşkla kalmanız dileğiyle.

Aşk ola…

Aşkın Gözyaşları

Sinan Yağmur

Karatay Akademi Yayınları