26 Ekim 1949 günü, haber çıkar mı düşüncesi ile yıkılmakta olan bir kiliseye patronu tarafından gönderilen genç gazeteci Gabriel Garcia Marquez, orada gördüğü bir şey üzerine bu romanı yazar. Kilise yıkılacaktır ve kilise içindeki mezarlar açılmaktadır. Bir mezardan çıkan 12 yaşındaki kız çocuğunun saçları tam 22 metre 11 santimdir. Bunun üzerine büyük annesinin çok uzun saçlı bir kızla ilgili anlattığı hikâyeyi hatırlayan Marquez, Aşk ve Öbür Cinler?i yazar.

Romanı okumaya başladığınız ilk anlarda kafanız karışabilir. Kişilerin uzun isimleri, anlatılan olayın zaman tüneli içinde karmakarışık olması, sizde romanı bırakma isteği uyandırabilir, fakat bir şey okumayı bırakmanızı engelleyecektir. O da anlaşılmaz ve garip hikâyelere karşı duyacağınız merak duygusu olacaktır. Kitabı yarılamaya başladığınızda kimin kim olduğunu anlayacak, romanın nereye gitmeye başladığını göreceksiniz. Sayfalar bitmeye yaklaştığında ise birçok şey açığa çıkacak, kahramanların teker teker nerede olduğunu ve nereye gittiklerini göreceksiniz. Yalnız, karakterlerin bazı davranışları ve sözleri kitap bittiğinde hâlâ kafanızda soru işareti yaratıyorsa korkmayın. Benim de çözemediğim bazı sorularım oldu. Karakterlerin garipliği ve doğallığı o kadar iç içe ki bir taraftan hayatın boşluğu ve hiçliği vurgulanırken, diğer taraftan hayatın bazı şeyler için feda edilebileceği görülüyor.

Siyah ile beyaz iç içe geçirilmiş, ortaya çıkan sis perdesinin zaman içinde açıldığı garip bir roman Aşk ve Öbür Cinler. Hayatın, aşkın, vicdanın, dinin ve inançların bir arada olduğu bir eser. ?Kader?in sokak köşesinde duvara yaslanmış bir şekilde kıs kıs güldüğünü hissedeceksiniz. Bazı şeyleri sorgulamadığımızı, bazı şeyleri de aşırı derecede olay haline getirdiğimizi görebileceğiniz bir roman sizleri bekliyor.

Aşk ve Öbür Cinler

Gabriel Garcia Marquez

Çeviren: İnci Kut

Can Yayınları