33 yaşındaki Zebercet, babasının çalıştığı otelde o ölünce yerine geçer. Tüm dünyası oteldir. Nadiren dışarı çıkar. Her şey bir saat gibi düzenli giderken perşembe gecesi gecikmeli Ankara treni ile gelen, adını bile bilmediği kadın hayatını bir anda değiştirir. Kadın gideceği köyü sorar, bir hafta sonra döneceğini 8’de uyandırmasını söyler. Zebercet kadını beklemeye başlar, o bir hafta süresince akşam kadının kaldığı odaya gider, bıraktığı havluyu, içtiği çay ve sigaraları inceler. Kokusunu içine çeker. Yıllardır içinde bulunduğu derin yalnızlık, sevme sevilme duygularının eksikliği onu sarar. Kadını beklerken bıyığını kestirir, yeni elbiseler alır onun dönüşüne hazırlanır. Ancak günler geçerken kadın bir türlü gelmez. O gelmedikçe ve cinselliğinin de kabarmasıyla ruh sağlığı bozulmaya başlar. Otele yer yok diyerek müşteri kabul etmez ve film kopar.

Kitabı okurken zaman zaman bir Kafka eseri okuyor duygusuna kapıldım. Zebercet çok ilginç bir karakter gerçektende. Yaptıkları onun içinde bulunduğu buhranın bir yansıması. Metin bazı noktalarda girift, bu yüzden 107 sayfa olsa da dikkatle okunmalı.

Romanın Ömer Kavur tarafından yapılmış bir de filmi var. Macit Koper ve Şahika Tekand başrollerinde. Yıllar önce çocuk sayılabilecek bir yaşta izlediğim için haliyle kasvetli bulmuş ve sevmemiştim. Ancak kitabı bitirdikten sonra tekrar izledim. Oldukça başarılı bir uyarlama olduğunu söyleyebilirim. Zebercet ile Macit Koper o kadar iyi oturmuş ki başkası oynamazdı sanırım bu rolü.

Türk edebiyatının yapı taşlarından olan bu kitap aslında daha çok karşımıza üniversite giriş sınavlarında çıkar. Belki de ondan yıllardır uzak durmuştum bir sınav sorusu olarak algıladığım için. Sizde de böyle bir ön yargı varsa bir kenara bırakıp okumanızı öneririm.

Kitap yorumu için Deniz Beyaz?a (http://thalassapolis-neokudum.blogspot.com/) teşekkür ederiz.

Anayurt Oteli

Yusuf Atılgan

YKY