?İşte Amok? evet Amok, şöyle oluyor: Bir Malezyalı, herhangi bir sıradan, kendi halinde adam içkisini içiyor? Ruhsuz, ilgisiz, donuk bir biçimde oturuyor oracıkta.  Sonra ansızın ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor sokağa fırlıyor? dosdoğru koşuyor, dosdoğru? nereye gittiğini bilmeden? yoluna ne çıkarsa insan olsun, hayvan olsun, hançerini saplıyor, akan kan onu daha da çıldırtıyor? Ağzı köpürüyor, kudurmuş gibi oluyor? ama koşuyor, koşuyor, koşuyor, ne sağa bakıyor, ne sola, acı acı haykırarak, elinde kanlı hançeriyle korkunç koşusunu sürdürüyor? Köylerdeki insanlar bu Amok koşucusunu hiç bir gücün durduramayacağını bilirler? o gelirken uyarmak için ?Amok! Amok!? diye haykırırlar ve herkes  kaçışır?. Ama o hiç durmadan koşar, görmeden koşar, önüne çıkanı devirir? sonunda kuduz bir köpeği vururcasına vurup öldürürler onu ya da ağzından köpükler saçarak yere yığılıp kalır.?

Yukarıda Amok Koşucusu adlı kitabın aynı adlı öyküsünden aldığım bölüm, bence yazarımız Zweig?in çağa, yaşadığı döneme bakışının da bir özeti aslında. Genç yaşta eşi ile birlikte başka bir kıtada yaşamına intihar ederek son veren Zweig, iki büyük dünya savaşı içinde yaşamış ve bu savaşların tüm umutsuzluğunu yansıtmış öykülerinde. Kendi yaşantısında olduğu gibi öykülerinde birçok trajik ölümle sonlanan yaşamlar anlatır. İktidardan uzaklaşan bir kadının tüm ruh hali ile intihara sürüklenen yaşamını anlatır. Savaş sırasında yapayalnız kalan bir albayın, cebinde madalyonu ile ölüme sürüklenişini anlatır? Artık insanlık için yeni bir hayat yoktur, yeni bir umut yoktur. Herkes kaçınılmaz bir şekilde aynı sonu yaşamaktadır. Toplumun en üst sınıflarından en alt sınıfına kadar herkesi aynı son beklemektedir.

Kitapta yer alan öyküler için, kendi ruh hali ve bakışı olduğu kadar yaşadığı dönemin ruh hali de diyebiliriz. İki büyük paylaşım savaşının tüm dünyayı kasıp kavurduğu günlerde insanların artık tutunacağı bir dal kalmamıştır. Ama tarih öyle değildir, en umutsuz günlerden bir umut doğar. İnsan hep yeni bir umuda doğru yol alır. Bunu görmek, bu umudu yaşamak nasip olmaz yazarımıza. Umutsuzlukla kaybolup gider; ama tüm anlatımlarında insani öğeler bırakır, insanın en zor durumlardaki iç dünyasını açığa çıkarır. Bu yüzden önemlidir anlatımları; çünkü insanın ne zaman bir Amok koşucusuna dönüşeceği ve önüne geleni hançerleyeceği, kan aktıkça çıldıracağı ve kendini kaybedeceği hiç belli olmaz. Hiç beklenmedik bir anda çıldırıverir insanlımız ve anlamsız bir savaşın peşine düşüp kendini yok ediverir.

Amok Koşucusu

Stefan Zweig

Çeviren: İlknur Özdemir

Can Yayınları