İnsanlık tarihinin en önemli dönemlerinden birisi hiç kuşkusuz keşifler tarihidir. Hastalık, açlık, sefalet içinde çırpınan batı, doğudan esen hoş kokulu rüzgârlarla sarhoş olmuş ve geleceğini, umudunu doğunun bu hoş kokusunun arkasındaki zenginliklere bağlı olduğunu hissetmiştir. Doğuya dair anlatılan öyküler batıyı yeni arayışlara itmektedir. İşte keşifler yüzyılı başlamıştır. Gelen her yeni haber batıdan doğuya daha çok insanı itmekte ve batının umudunu güçlendirmektedir.

Artık dünyanın bilinmeyenlerine doğru geri dönülmez yolculuklar başlamıştır. Bir hayal olan okyanusu aşma gerçeğe dönüşmüş, yeni kıtalar keşfedilmiş, yeni yollar bulunmuş ve zenginlikler doğudan batıya akmaya başlamıştır. Batı kendine ait olmayanı kendileştirmekte, yenidünyanın yönetimini ele geçirme ve sömürme çabalarına girişmektedir.  Öyle ki başkalarına ait bu yeni toprakları kendi istediği gibi yönetme, adlandırma ve paylaşmaya başlamıştır. Bu yenidünyanın kahramanları keşifler çağının özneleridir.

Yenidünyanın keşiflerini yapan bu insanlar kimlerdir? Neden hala hiç bazılarının hiç ayak basmadıkları topraklarda adlarına rastlıyoruz? Arkalarındaki güçler ve o günün dünyasına dair gerçekler nelerdir? İşte Zweig?in bir yanlışlığın öyküsü olarak bize sunduğu Amerika kıtasının keşfedilmesi ve adlandırılması öyküsü aslında yüzlerce yılı içine alan bir öyküdür. Bugün hala batıdan doğuya devam eden bu sömürgeleştirme çabalarının ilk adımlarının öyküsü bu. Yüzlerce yıl bitmeyecek savaşların,  yok olup giden ulusların öyküsü. Kendine yaşadığı cehennemden bir kaçış yolu arayan, dünyada bir cennet düşleri kuran batının dünyayı cehenneme dönüştürmesinin öyküsü?

Bu öyküde de diğer biyografik öykülerinde olduğu gibi kişilere bağlı kalmıyor Zweig. Dönemin ruhunu açığa çıkarmaya çalışıyor, belgeler sunuyor, tezler sunuyor, kişilik tahlilleri yapıyor, olaylara oradaymış, o dünyanın duygularını hissediyormuş gibi bakmaya çalışıyor. Bunu okura da hissettirmeyi ve yaşatmayı başarıyor.

Bugünün öyküsü yüzlerce yıl önce yazılmaya başlandı. Bu öyküleri doğru anlamak ve doğru değerlendirmek sağlıklı bir bilince sahip olmanın ilk adımıdır. Bir kıtanın keşfinin ardında yüzlerce yıl öncesinde kopan fırtınalar bizi hala etkiliyor maalesef. Tarih atılan her adımın iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin tüm ayrıntılarını sonradan gelen kuşaklara taşımaya devam ediyor. İnsanlık tarihin kimi zaman acı, kimi zaman komik, kimi anlamsız öykülerinin bir parçası olmaya devam ediyor. Bugünün en önemsiz meseleleri yüzlerce yıl sonrasında büyük adımlara dönüşüyor.  Bu bilinçle yaşamak, sorunlara bu bilinçle bakmak ve çözümler aramak sanıyorum yolumuzu biraz daha aydınlatacak.

Zweig?in bize anlattığı bir kıtanın isimlendirilişindeki yanlışlık değil sadece. Tarihin yanlış-doğru, haklı-haksız ayırt etmeden yoluna devam ettiği ve de doğru tarafta yer almak için tarihi bilmenin önemi. İnsanlığın daha aydınlık yollar bulması için geçmişin karanlıklarını aydınlatması gerekliliği. Bugünün dünyasında insanın ayak basmadığı yer belki de kalmadı, ancak ayak bastığı yerlerde bize güzel öyküler de bırakmadı. Binlerce yıldır süren bu acı öykülerin daha güzel öykülere dönüşmesi için artık keşfedilecek yeni bir dünya değil, yeni bir insan gerektiği için geçmişin karanlık sayfalarından geleceğin aydınlık günlerine yol almak gerekmektedir; günümüz insanına düşen de işte budur.

Amerigo

Stefan Zweig

Çeviren: Ogün Duman

Can Yayınları