Siegfried Lenz’in “Almanca Dersi” romanı, iki düzlemde yürüyor. Birincisi anlatıcı Siggi Japsen’in bir nevi ıslahevi olan bir adada yaşadıkları, diğeri ise çocukluğunun geçtiği Almanya’nın Kuzey Denizi sahilinde bir yerleşim yerinin mekân olarak alınıp, İkinci Dünya Savaşı’nın son zamanlarında orada geçen olayları anlatır.

Yazar bu yapıtında oluşturduğu kurguda olayları çocuk ağzından anlatarak, çeşitli abartılar, ironiler ile söylemine ayrı bir hava veriyor. Bu çocuğun aile içi ilişkileri de romanının katmanlarını zenginleştiriyor.

Toplumsal eleştiriler romanın başlangıcından itibaren anlatıya çok güzel yedirilmiş olmasına rağmen, son bölümde Siggi Japsen’in düşüncelerinde açıkça direkt olarak yazılmış, ama bu durum romanın bütünlüğüne ve estetiğine zarar vermemiş.

Lenz, romanlarında genel bir hava ya da atmosfer yaratıyor ve bu böylece sürüp gidiyor. Her romanında farklı ama hissedilebilir bir ruh hali romana verilmiş. Bu büyük bir başarı, bunu kotarmak yetenek olsa gerek ya da yazarlığın en sıkıntılı yanlarından biri. Yazılan bir cümle, hatta bir sözcük tüm oluşturulan atmosferi dağıtabilir. Burada çevirmen Ayşe Sarısayın için de bir parantez açıp, romanın ruhunu zedelemeden yaptığı çeviri için teşekkür etmek gerekir.

Romanın ruhunu oluşturup, onu okuyucuya hissettirmek iyi bir romanın ölçütleri arasında sayılmalıdır. Türk yazarlarından Yaşar Kemal’de yaşama coşkusu, insan sevgisi her bir sözcükte yansır. Bu durum okuyanı da etkiler. Orhan Kemal’de ise arkadaşlık duyguları tetiklenir. Bir de Ayfer Tunç’un “Yeşil Peri Gecesi” adlı harika yapıtını okurken romanın ruhunu iliklerinize kadar hissedersiniz. Astrid Lingren yazdığı çocuk kitaplarında isyankâr, afacan bir atmosfere almıştır okurları. Erich Kaestner ise katıksız bir dürüstlük, erdemli bir yaşam sürme konusunda istediği ruhu hem çocuklar ve gençler hem de yetişkinler için yazdığı romanlarında vermiştir. Örnekler çoğaltılabilir. Kısaca bir romanı okurken hissedilen duygular, yaşanılan “roman içindeki” ortam romanın kalitesi için bir ölçüt olabilir.

“Almanca Dersi”ni 2014 yılında satın aldım, bu kitap 2012 Nisan’ında yapılan ilk baskı. İki yıl geçmiş, maalesef 2. baskı yapılamamış. Daha da üzücüsü yine Siegfried Lenz’in “Ekmek ve Oyunlar” isimli kitabını 2013 yılının Aralık ayında almıştım. Bu kitap da 2008 yılında yapılan ilk baskıydı ve kitapçıda artık satışından ümit kesilmiş en indirimli kitaplar reyonunda bulunuyordu. Bu durumda Siegfried Lenz gibi dünya edebiyatının güçlü yazarlarından birinin kitapları ikinci baskıyı göremiyor. Başımıza gelen her kötü şeyde de halkın eğitimsizliğini öne sürüyoruz. Gerçek gazete yöneticileri bu konuda kafa yormalılar. Politik gündemden, magazinden uzaklaşıp sanata daha fazla önem vermeliler.

Almanca Dersi

Siegfried Lenz

Çeviren: Ayşe Sarısayın

Everest Yayınları