Oldukça ilginç bir şekilde başlıyor kitap. Yazarın da izniyle ilk bölüm çıkarılmış. Kitabı okuduktan sonra anlayabiliyorsunuz nedenini.

Tahir Usta, Levend, Akil Hoca ve Melike’nin hikâyesini anlatan bu kitap öyle bir kitap ki… Hani bir kitap vardır, sanki sadece sizin için yazılmış, kimseyle paylaşmak istemezsiniz, sizindir o çünkü. ”Algı Kalesi” de benim kitabım.  Tahir Usta’nın evine giren Levend değil, ben olayım istedim. Çünkü ev bir kütüphane. İçi kitap dolu. İlerleyen sayfalarda daha fazlasının da olduğunu öğreniyorsunuz. Evdeki kitaplar da öyle sıradan kitaplar değil. Geçmişte yazılan tüm kitaplar, gelecekte yazılacak tüm kitaplar orada.

”Belli bir nedenin olması rastlantıyı yok eder.” Kitaptaki diyaloğun bir parçası olan bu cümle tek başına da bir anlam taşıyor.

Böylesi paha biçilemez hazinede Akil için en önemli olansa yeşil kitap. Bu kitabın içinde hiçbir şey yazmıyor.

”Bu kütüphane uçsuz bucaksızdı. Bilginin sonu yoktu. Kitapların sonu yoktu. En değerlileri değil hepsi buradaydı. Üç beş yılda bitiremeyecektim. Bilinmeyenin yanında bir hiç olan bilinenin bile sonu yoktu.”

Bu cümle kitabı çok güzel bir şekilde anlatıyor aslında. Pek bilmediğim bir yazar olduğu için merak edip kitabı okudum. İyi ki okumuşum.

Algı Kalesi: Rastlantı ve Devinim

Gültekin Karakuş

h2o kitap