Uzun zamandır Gabriel Garcia Marquez okumuyorum. İşe gidip gelirken aktarma yaptığım ve sağlıksız bir ulaşım serüvenine sahip olduğum için genellikle gidip gelirken öykü ya da şiir kitaplarını tercih ediyorum. Bu iki durum bir araya gelince elim kütüphanede uzun zamandır duran ve sevgili Ahmet Duman’ın hediyesi olan Albaya Mektup Yok kitabına gitti.

Kitap, oğlu vefat ettikten sonra karısı ve oğlundan yadigâr kalan horozla birlikte hayatını geçiren emekli bir askeri anlatıyor. Albay her cuma günü büyük bir hevesle emekli maaşını bildirecek mektubun gelmesini bekliyor. En zor anların da dahi umutla mektubun yolunu gözlüyor. Fakat her hafta aynı umut kırıcı cümleyle çınlıyor kulakları: Albaya mektup yok. Marquez’in hoş kurgusu ve güzel anlatımıyla siz de Albay’ın ve eşinin yaşam mücadelesine tanık oluyorsunuz. Yaşam koşullarının zor şartları karşısında karısı ile görüş ayrılığına düşen Albay zaman zaman umudunu kaybetmeye çok yaklaşsa da yine mektubunu beklemekten vazgeçmiyor. Marquez’in incelikle kurulmuş cümleleri arasında gezinirken cümlelerin etkisiyle albay ve karısının yoksul evlerine konuk oluyor insan. Gözünüzün önünde yaşanıyor tüm tartışmalar ve gelecek kaygısı.

Albayın mektubu gelecek mi? Yaşam mücadelelerini nasıl sürdürecekler? Kitap bu soruların merakı ve alaycı bir hüzünle kurulmuş şekilde sizi kendisine bağlıyor.

Keyifli okumalar…

Albaya Mektup Yok

Gabriel Garcia Marquez

Çeviren: Handan Saraç

Can Yayınları