Sorular, sorular, sorular…

Kaç kişi gelecek?

Teknik bir aksaklık olacak mı?

Unuttuğum bir nokta var mı?

İçerik beğeni toplayacak mı?

Zorlayıcı sorular gelecek mi?

Süre yeterli olacak mı?

gibi sorular zihinde dolaşırken vakit gittikçe azalır. Birden kendinizi bir grup insanın önünde bulursunuz.

Böyle bir an yaşadınız mı?

Yaşayan bilir; yaşamayanlar için belirteyim bu klasik bir sunum öncesi sendromu durumudur.

Hemen hemen hepimizin fikrimizi, projemizi veya emek verdiğimiz herhangi bir konuyu sunduğu bir deneyimi olmuştur. Birden fazla alt kümesi olan her konu gibi, bu da en ufak aksaklığı merkezine alıp bütüne tümüyle etki edecek özelliğe sahiptir. Dolayısıyla konu, beceriye ek olarak teknikler ve yapılacaklar listesinin eksiksiz yerine getirilmesiyle “etkili” sıfatını önüne katıp yoluna devam edebiliyor.

Şimdiye kadar oldukça fazla sunum izledim. Gerek içerik gerek sunan performansı olarak aklımda kalan ve bana ideali böyle mi olmalı dedirten birkaç örnek;

-Tek sayfaya bir ömür sığdırmış sunum sayfalarından oluşan ve anlatanın satır satır okuduğu sunumlar (Ne derler bilirsiniz “Mesajınızı bir cümle yazamıyorsanız, bir saatte söyleyemezsiniz.” D. Booher)

-Süresini misli misli aşıp tüm programı baştan düzenleten sunumlar (Adeta zaman mefhumunu anlatan şu sözde değinildiği gibi “…Bu mektup biraz uzun oldu, çünkü kısa yazacak kadar vaktim yoktu…” B. Pascal)

-Çeşitlilik gösteren izleyici profilinin katıldığı bir etkinlikte, konuyu belli bir yetkinlik sahibi kişinin anlayabileceği şekilde açıklayan sunumlar

-Gerçekleştirenin elindeki kâğıttan ya da bilgisayar ekranından başka hiçbir yöne bakmadığı sunumlar

-Tüm dinleyicileri Türkçe konuşabilen ve anlayabilen insanlardan oluşmasına karşın İngilizce hazırlanmış sunumlar (Muhtemelen başka bir aktivite için hazırlanmış ve çevrilmeye ihtiyaç duyulmamış.)

Yukarıda sıraladıklarım sıkça tekrarlanmış deneyimler, zaten bu nedenle zihnimde yer etmiş olsalar gerek.

Sanıyorum sunum hadisesinin üç safhası var. Öncesi, sırası ve sonrası, her üçünün de detaylı irdelenmesi oldukça faydalı olabilir. Sunum öncesi ve esnasında karşılaşılması muhtemel durumlar ve yapılacaklara kitapta detaylı değinilmiş, faydalı bilgiler sunulmuş.

Örnekleri, saptamaları ve tavsiyeleri okuduktan sonra düşündüm de acaba sunuş sonrası diye bir kitap var mıdır? Olsa hiç fena olmazdı, çünkü genelde bir sunuşun ardındaki deneyimler, bir sonraki sunumun hazırlık dönemini kapsıyor ve döngü tamamlanıp ortaya farklı sonuçlar çıkabiliyor.

Akılda ve Yürekte İZ BIRAKAN SUNUŞ

Zuhal Baltaş

Remzi Kitabevi