Sosyal medyada ya da arkadaş sohbetleri arasında şu soruyla karşılaştığım çok olmuştur: ?En sevdiğin kitap serisi nedir?? Bu soruya benim yaşımda olan birçok kişinin Yüzüklerin Efendisi serisiyle Harry Potter serisi cevabını verdiklerini biliyorum. Bu iki seriyi de okumadığım için benim cevabım Ejderha Dövmeli Kız serisi oluyordu. Artık verecek bir cevabım daha oldu: Açlık Oyunları serisi.

Seri Türkiye?de yayınlanalı üç yıldan fazla oluyor; normalde çok satanlardan ilgimi çekenleri alıp okumama rağmen o zamanlar Açlık Oyunları serisini almayı istememiş, olabildiğince ertelemiştim. Ta ki iki ay önce filminin çekildiğini ve yakın zamanda vizyona gireceğini öğrenene kadar. Buraya kadar deyip ilk kitap olan Açlık Oyunları?nı okudum; abartı gelebilir ama gerçekten nefesim kesildi. Kitap bittiğinde sayfaların bende bıraktığı etkiyle birlikte pişmanlık da hissediyordum. Pişmandım, çünkü bu harika kurguyu okumayı bilerek ve isteyerek ertelemiştim. Kitabı bitirdikten hemen sonra filmi de izlediğimde artık serinin tümünü edinmem gerektiğine karar verdim.

Susanne Collins?in kurguladığı bu hikâye, 21.yüzyılın Amerika kıtasında Panem adında bir ülkede geçiyor. Panem?de yer alan ve Mıntıka adı verilen 13 yerleşim yerinin her biri bir iş kolunda uzmanlaşmış olmak üzere üretim yapıyor. Üretimin kontrolü başkent Capitol?ün elinde ve mıntıkalarda büyük bir yoksulluk hüküm sürüyor. Bu düzene karşı çıkan mıntıkalar 74 yıl önce isyan ediyor ve mıntıkalara gözdağı vermek üzere 13. Mıntıka yok ediliyor. Ayrıca her yıl her mıntıkadan 12 yaşını geçmiş 1 kız ve 1 erkeğin katılacağı Açlık Oyunları düzenleniyor. Düzenlenen bu oyunlarda sadece bir galip olabiliyor; Capitol?ün oyun kurucuları tarafından bin bir türlü tuzak ve oyunla hazırlanmış arenalarında haraçlar, hayatta kalmak için birbirlerini öldürüyor. Galibe mıntıkasında yer alan Galipler Köyü?nde ev veriliyor ve ölene dek refah içinde yaşamayı hak ediyor.

Serinin ilk kitabı Açlık Oyunları, 74. Açlık Oyunları öncesinde 12. Mıntıka?dan seçilecek haraçların toplanma gününde başlıyor. Annesi ve kız kardeşi Prim?i doyurabilmek adına Katniss?in ismi, yıl içinde birden fazla kez erzak yardımı aldığı için kuraya birden çok yazılıyor; ancak asıl onu ilgilendiren ilk kez kuraya ismi yazılan kız kardeşi Prim?in kurada çıkması. Kura çekiliyor, korkulan oluyor ve kızların yer aldığı küreden Prim?in ismi çıkıyor. Bunun üzerine Katniss kardeşinin yerine Açlık Oyunları?na gitmek için gönüllü oluyor ve erkek haraç Peeta?yla birlikte Capitol?e doğru yolculukları başlıyor. Yolculuk sırasında ve oyunlar süresince onlara, 12. Mıntıka?nın 50. yıl açlık oyunlarındaki galibi Haymitch akıl hocalığı yapıyor. Onlara oyunlar öncesi eğitimlerde güçlü yanlarını diğer haraçlardan gizlemelerini, yetersiz gördükleri yanlarını geliştirmelerini öğütlüyor. Haymitch?in verdiği tavsiyelerden en etkilisi ise Peeta?yla Katniss?in birbirine deli gibi âşık oldukları ve birinin ölmesi halinde diğerinin de yaşayamayacağı imajını vermeleri oluyor. Oyun stratejilerini bunun üzerine kuran Katniss ve Peeta rakiplerini bir bir öldürürken her saniyesi canlı yayınlanan Açlık Oyunları?nda, kameralara birbirini delice seven umutsuz âşık imajını vermek için de ellerinden geleni yapıyorlar. Tüm haraçların hayatını kaybetmesi sonucu geriye Peeta ve Katniss kalıyor. Bu noktadan sonra bir karar vermek zorunda kalıyorlar. Birisi diğerini öldürecek ve aşkları sonsuz aşk mı olacak; yoksa Capitol?ü bir şekilde alt etmeyi başarabilecekler mi?

İlk kitap böyle sonlanıyor. İkinci kitap Ateşi Yakalamak ve son kitap Alaycı Kuş hakkında da böyle uzun uzun yazmak isterim ama bu yorumu seriden önce okuyanlar olabileceğini düşünerek susuyorum.

Yalnızca şunu söylemek istiyorum; Susanne Collins, George Orwell?in 1984?te yaptığı gibi ütopik bir dünya yaratmış gibi görünebilir. Ancak üç kitabı da okuduktan sonra fark ediyorsunuz ki günümüzde yaşanan çatışmalar, savaşlar, soykırımlar da birer açlık oyunu. Güçlü olan güçsüz olanı ortadan kaldırıyor. Bir galip bir mağlup? Galip olan kazanmış gibi görünse de kâbuslarla dolu bir yaşam sürmek zorunda kalıyor. Ve tüm bu yaşananlar Panem?in Capitol?ü gibi tek bir gücü memnun etmek, o gücün iktidarını sürdürülebilir kılmak adına yaşanıyor.

O zaman günümüzün açlık oyunlarının haraçları olan bizlere, kitabımızın diğer bir karakteri Effie Trinket?in de dediği gibi ?Ve şans sonsuza dek sizinle olsun? diyoruz.

İyi okumalar?

Açlık Oyunları, Ateşi Yakalamak, Alaycı Kuş

Susanne Collins

Çeviren: Sevinç Tezcan Yanar

Pegasus Yayınları