Kıskandım, imrendim, mutlu oldum, unuttuğum onca güzel şeyi yeniden hatırladım. “Ne olurdu?” dedim kendi kendime, “Ne olurdu böyle işlerimiz olsaydı.” Yıldızları ovup parlatsak, rüzgâra şiirler üflesek, fazla mesaiye kalıp denizleri tuzlasak, kumlara isimler yazsak, taşların bazı yerlerini ipekle kaplasak, kuşlara şarkılar öğretsek… Orhan Veli’nin Dalgacı Mahmut’unun yaptığı gibi,

“İşim gücüm budur benim,

Gökyüzünü boyarım her sabah,

Hepiniz uykudayken.

Uyanır bakarsınız ki mavi.

 

Deniz yırtılır kimi zaman,

Bilmezsiniz kim diker;

Ben dikerim.”

diye böbürlensek. Ne kadar mutlu olurduk kim bilir.

Gittiğimiz her yerde çöpleri toplayan bir arkadaşım geldi aklıma, yıldızları süpüren bu mutlu insanları görünce. Doğa annesine hiç kıyamaz, ona bulaşan her pisliği temizlemeye çalışırdı. Çöpçüleri de çok severdi. Şimdi düşününce neden böyle yaptığını anlıyorum.  Çünkü bizim kirletmek için çabaladığımız bu dünyayı temizleyen, güzelleştiren bir tek çöpçüler. Hani o “kör olası” çöpçüler. Şu kısacık filmi izlediğimizde yaşadığımız muhteşem duyguları yaşayalım diye, elleriyle pırıl pırıl ederler dünyayı. “Bak ben yaptım burayı, güzel olmuş mu?” derler içlerinden. Duyamayız ki. Bir tek Can Yücel duymuş ama. Bir şairden başkasının duyması mümkün değil tabii. “Öyle sıcaktır ki çöpçülerin elleri/Çöpçülerin elleriyle okşardım seni.” demiş sevgi duvarını aştığı şiirinde. Biz de böyle sevelim çöpçüleri. Bu filmdeki çocuğu, dedeyi, babayı sevdiğimiz gibi. Çünkü çöpçülerle meslektaşlar. Çöpçüler, sağ olasıcalar…

La Luna (Kısa film)

Yazan ve Yöneten: Enrico Casarosa

Yapımcı: Pixar

Yılı: 2011